Mehmet otobüsten sakin bir şekilde indi. Buradan ayrıldığı günü hatırlamıştı. Ne büyük bir değişim geçirmişti o günden bu güne…
Başındaki kamuflajlı kepini düzelttikten sonra yürümeye devam etti. Belindeki kılıfında uyuyan Springfield XD tabancasını okşadı. Eğitimde en zor günlerini onunla geçirmişti. Evine giden sokağa saptı. Gözleri evlerin pencerelerini hızlı bir şekilde taradı. Bir terslik göremedi. Hızlı adımlarla sokağı geçti. Kampta yürümeyi unutmuştu. Sadece koşmak.
Apartmanlarının önünde durdu. Kapıyı açıp içeri girdi. Merdivenleri üçer beşer atlayarak çıktı. Zili çaldı. Kimse açmayınca bir daha çaldı zili. Kapı açıldı. Babasıydı açan.
-OÄŸlum. OÄŸlum.. HoÅŸ geldin.
-Hoş bulduk baba. İçeri geçeyim.
-Geç. Hadi geç.
Babası kapının önünden çekildi. Mehmet içeri girdi. Odasına girdi. Sırtındaki çantasını yere bıraktı. Babası odasının kapısında onu izliyordu.
-Eee? Nasıl gitti izcilik?
-İzcilik.. Şey.. İyi geçti baba.
Anlaşılan Özel Kuvvetler yüzbaşısı babasını ikna etmek için böyle bir yalan uydurmuştu. Babası hayretle çantasına doğru yaklaştı.
-Bu damga şeyin damgası değil mi? Neydi ya? Hah! Özel Kuvvetlerin!
Çantasının arkasında sarı bir şimşek hançer parlıyordu. Mehmet gülümsedi.
-Bir tane asker abiden aldım.
Belindeki amerikan yapımı tabancayı hissedince yüzü asıldı. Onu hangi asker abiden aldığını söyleyecekti. Üstelik eğitim tişörtünden, atletine kadar her giysisinin üzerine bu arma işlenmişti.
-Baba, müsaade edersen, bir kıyafetlerimi değiştireyim.
-Olur oğlum dedi babası. Kapıyı kapatıp çıktı.
Mehmet hızla belindeki kılıfı çıkardı. Dolabının dip kısmına yerleştirdi. Ardından kıyafetleri değiştirip odadan çıktı. Aile fertleri salonda onu bekliyordu. Annesi:
-Nasıl geçti yavrum tatilin?
-İyi geçti anne çok eğlendim.
Özellikle eğlendim derken yüzünü bir sırıtma sarmıştı. Gece uyandırılmalar, eğitimler..
Mehmet kampta yaktığı hayali ateşten, kovalayıp tutamadığı tavşandan uzun uzun bahsetti. Konuşurken eskisi gibi ellerini önüne bağlamıyor, gerektiği yerde tüm jest ve mimiklerini kullanıyordu.
Hayat eski monotonluğu ile sürüp gidiyordu yine. Mehmet ilk görevi beklemeye başlamıştı artık.. Ve ilk görev geldi nihayet. Eve gelen postacı kılıklı bir adam sırıtarak eline bir zarf tutuşturmuştu. Zarfı açtı. İçinde yazanları beynine nakşettikten sonra mektubu yaktı. Mektupta iki gün içerisinde Almanya’da olması gerektiği yazıyordu.
Mehmet sırt çantasını toparlamaya koyuldu.. Almanya gezisi, eğlenceli olacaktı.