Hakan, cipin kapısını açıp dışarı çıktı. İhbar edilen dağ evi karşısında duruyordu. Diğer Akıncılar da araçlarından inmişlerdi. Hakan, elleri ile “Silahları hazırlayın” işareti verdi. Akıncılar silahlarını hazırlayıp ilerlemeye başladılar. Hakan, belinden tabancasını çıkardı. Yolun sonuna ölüm pusu kurmuştu.
-Geliyorlar!
Diyerek fısıldadı bir ses. Akıncılara pusu kurulmuştu dağ evinde. Tam yirmi kişiydiler. Üç tane ağır makineli tüfek kurmuşlardı pencerelere.
Akıncılar tüm bunlardan habersiz, temkinli bir şekilde yaklaşıyorlardı eve. Hakan, elindeki termal kamerayı gözlerine kaldırdı. Makineli tüfekleri fark ettiğinde,gücü yettiği kadar bağırdı.
-Pusu! Yat! Yat yere!
O sırada makineli tüfekler ateşe başladılar. En önde giden iki Akıncı mermilerle delik deşik olarak yere yığıldılar.
Hakan bir küfür savurdu. Tabancasını görmediği hedeflere doğrultup şarjörünü boşalttı. Arabanın içinden bir makineli tüfek çıkardı. Kinden gözü hiçbir şey görmüyordu. Termalden makineli tüfek gördüğü pencerelere çevirdi namluyu. Ardından çılgınlar gibi tetiğe basmaya başladı. Makineli tüfeğin şeridi bitince telsize sarıldı.
-Akıncı Destek! Akıncı Destek!
-Dinlemedeyim komutanım.
-Pusu! Havalanın!
Hakan her ihtimali göz önüne alarak bir destek birliği oluşturmuştu. Bir Cobra helikopteri ile bekliyorlardı. Cobra gelene kadar, çatışmak zorundaydılar. Bu hengame içinde iki Akıncı daha şehit düşmüştü.
Mehmet, pilotun kaskına vurmaktan usanmamıştı.
-Çabuk! Çabuk!
Nihayet alana hakim bir noktaya geldiler. Pilot, helikopterin makineli tüfeğini çalıştırdı. Evin duvarları mermilerle delik deşik olurken, Akıncılar şehit arkadaşlarını geriye taşıdılar. İçlerinden birisi kafayı sıyırmıştı adeta. Sırtındaki LAW’ı eve nişanlayıp ateşledi. Ardından tüfeğinin bomba atarını da aynı hedefe yolladı. Bir süre sonra sakinleşip, araca bindi.
Helikopter evi kullanılamaz hale getirirken, Hakan ve Akıncıları geri çekiliyordu. Herkes ölüm sessizliğine bürünmüştü. Nihayet Hakan sordu.
-Kaybımız ne kadar?
-Dört kişi efendim.
-Allah rahmet eylesin.
Arka koltuklardan birisi nefretle tısladı:
-İyi pusuya düştük. Aferin bize!
Araçlar büyük bir sessizlik içinde Özel Kuvvetler Komutanlığına giriş yaptılar. Diğer Özel Kuvvetçiler hayretle izliyorlardı onları. Hakan, şehit bedenlerini bizzat kendi elleriyle sedyeye yerleştirdi. Herkes donmuştu adeta.