Güneş tüm ihtişamı ile doğmuştu. Bir saat çalmaya başladı.Ertuğrul yatağın içinden kolunu uzattı. Kolu saate yetişmiyordu. Bir silkinişte kalktı.Yataktan çıkıp saati susturdu. Geri dönüp yatağın üzerine oturdu.Gözleri çalışma masasına kaydı. Bir yığın kitap,onlarca harita,renkli tükenmez kalemler… “Çalışmam lazım” dedi kendi kendine. “Ama ilk önce mideyi doyurmak lazım” Gerinerek yataktan kalkıp mutfağa geçti. Buzdolabından birkaç kahvaltılık çıkarıp,karnını doyurdu. Ardından sofradan kalkıp odasına yeniden döndü. Notebook’unu açtı. Mail kutusunda yeni iletisi yoktu. Haber sitelerinde gezindi işi bitince bilgisayarı kapattı. Ertuğrul son günlerde önemli bir iş üzerinde çalışıyordu. Türk silahlı Kuvvetlerinin en büyük ve en tehlikeli operasyonunu planlıyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Irak meselesini kökünden çözmek istiyordu. Ve operasyon başarı ile sonuçlanırsa Kuzey Irak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisine girecekti. Ertuğrul’a haftada bir uydu görüntüleri geliyordu. O da bu görüntülerden faydalanarak,planlamalara devam ediyordu. Ertuğrul,kağıtlarını toparlayıp deri bir çantaya yerleştirdi. Ardından kıyafetlerini giymeye koyuldu. En son olarak Colt marka Amerikan yapımı tabancasını belindeki kılıfına yerleştirdi ve evinden dışarı çıktı.
Sokakta onun normal insanlardan farkı yoktu. Deri ceketi güneş ışığında parlıyordu. Bu ceketini çok severdi Ertuğrul. Ve önemli günlerde cilalatırdı.Sokağın sonunda siyah renkli bir Renault Europa onu bekliyordu. Adımlarını sıklaştırdı.Ve arabaya bindi. Araç hızla hareket etti. Şoför:
-Hazır mı dosya?
-Hazır İlker hazır. Asıl sen hazır mısın? Önemli olan sensin.Ben değilim ki.
-Ben her zaman hazırım!
İlker Özel Kuvvetler Komutanlığında albaydı. Operasyona ilk katılacak birliğin komutanıydı. Zırhlı Europa marka araç hızla ilerliyordu caddede. Bir binanın önünde durdular. Binanın çatısında bir helikopter bekliyordu onları. İlker:
-Hakkari’ye uçacağız.
-Ne? Ulan evdeki dosyalar,dokümanlar ne olacak?
-Bizimkiler halleder. Haydi bin helikoptere.
Yolcularını alan helikopter havalandı. Yolcular Hakkari’ye kadar tek kelime konuşmadılar. Helikopter piste iniş yaptı. İlker oturduğu yerden kalkıp kapıyı açtı. Beraber dışarı çıktılar. İlker yol gösterdi. Bir çok yerde sivil kıyafetli,ellerinde M-16 tüfeği taşıyan kişiler dolaşıyordu. Hepsi İlker’i görünce selam veriyorlardı. İlker ise bir şey söylemiyor,başını hafifçe eğerek selamlıyordu onları. Bir süre sonra İlker konuşma ihtiyacı hissetti:
-Burası Harekat Merkezi. Yani yeni görev yerin. İlerde bir kapı görünüyordu. İlker saçlarını kaşıdı.Kapının yanındaki renkli ekrana yüzünü uzattı.Panel yüz tanıma sistemi çalıştı ve kapı açıldı. Ardından içeri girdiler. İlker bir kapı daha açtı. İçerisi Harekat Merkeziydi. Duvarlara monitörler yerleştirilmişti. Canlı uydu yayını bu monitörlerle yapılıyordu. Birkaç kişi ise bunlar üzerinde yorum yapıyorlardı. Kapı açılınca dikkatlerini gelenlere çevirdiler:
-Ooo.Hoş geldiniz.
-Hoş bulduk.
Teker teker el sıkıştılar. İlker:
-Arkadaşlar,Ertuğrul da sizin ekipten. Siz tanışın kaynaşın. Ben generale çıkıyorum.
İlker koş aradım odayı terk etti. Generalin odası az ötedeydi. Kapıyı vurdu.
-Gir!
-Komutanım.
İlker esas duruşa geçti.
-Rahat. Ne oldu İlker?
-Komutanım. 7 numaralı strateji uzmanı da getirildi.