<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SAT Komando.Com &#124; Özel Kuvvetler Grup Komutanlığı &#124; Özel Kuvvetler &#124; SAT &#38; SAS Komandoları &#187; Ölümsüz Akıncılar Romanı</title>
	<atom:link href="http://www.satkomando.com/category/olumsuz-akincilar-romani/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.satkomando.com</link>
	<description>Şeref ve Cesaret &#124; Ölümsüz Akıncılar &#124; Özel Kuvvetler &#124; Özel Harekat &#124; Askeri Romanlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Jun 2010 17:41:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ölümsüz Akıncılar Bölüm 26</title>
		<link>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-26.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-26.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:16:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ölümsüz Akıncılar Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=109</guid>
		<description><![CDATA[Cipler şehrin caddelerini hızla geçtiler. Adrese yaklaştıklarında, Hakan telsizi açtı.
-Köpeklerin kulübelerine geldik beyler. Allah yardımcımız olsun.
Kucağındaki M4A1’in kurma kolunu hızla çekip bıraktı. Silahın emniyetini açtıktan sonra, aracı durdurup indiler.
Hakan binaların durumuna göre bir plan yaptı.
-Biz sol taraftan gideceğiz. Siz de sağ tarafa göz kulak olun!
Seri adımlarla ilerlemeye başladılar. Hakan yanındaki Akıncıya balkondaki silahlı gölgeyi işaret [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cipler şehrin caddelerini hızla geçtiler. Adrese yaklaştıklarında, Hakan telsizi açtı.</p>
<p>-Köpeklerin kulübelerine geldik beyler. Allah yardımcımız olsun.</p>
<p>Kucağındaki M4A1’in kurma kolunu hızla çekip bıraktı. Silahın emniyetini açtıktan sonra, aracı durdurup indiler.</p>
<p>Hakan binaların durumuna göre bir plan yaptı.</p>
<p>-Biz sol taraftan gideceğiz. Siz de sağ tarafa göz kulak olun!</p>
<p>Seri adımlarla ilerlemeye başladılar. Hakan yanındaki Akıncıya balkondaki silahlı gölgeyi işaret etti. Akıncı başını sallayıp, tek dizinin üzerine çöktü. Tek bir silah sesi duyuldu. Ardından yere düşen adamın kof gürültüsü. Cümbüş başlamıştı. Hakan, tek katlı binanın kapısını boydan boya taradı. Şarjörünü yenilerken, iki Akıncı kapıyı tekmeleyip içeri girdiler. Otomatik tüfek gürültüleri mahalleyi sarmıştı.</p>
<p>Teröristlerden birisi telaşla tüfeğini alıp, başka bir binanın camından ateşe başladı. Mehmet, belindeki el bombalarından birini çıkarıp, cama fırlattı. Patlama sonrasında evin duvarında hatırı sayılır bir delik oluşmuştu. Makineli tüfekçi deliği mermi yağmuruna tuttu.</p>
<p>Hakan ve Akıncılar, girdikleri apartmanları gözlerini kırpmadan temizlemişlerdi. Toplantı masaları kana bulanmıştı. Apartmanlardan birini daha temizleyip çıkarken, ileride bir aracın hareket ettiğini gördü. Tüfeğini boynundan çıkarıp yere bıraktı. Tabancasını çekip arabanın ardından fırladı. Aracın tekerleklerine nişan alarak bir şarjör boşalttı. Hemen ikincisini takıp, duran arabaya koştu. Kapılardan birini koparırcasına açtı. İçeriye mermileri birer birer boşalttı. Arka koltuktan bir inilti duyuldu.</p>
<p>-Teslim oluyorum dokunmayın.</p>
<p>Hakan, hemen arka kapıyı açtı. Arabanın tabanına uzanmış şişman adamı ayaklarından tutup, arabadan çıkardı. Tabancasında iki mermisi kalmıştı. Namluyu adamın kafasına doğrultup tetiği ard arda çekti. Kan üzerine sıçramış, hücum yeleği kana boyanmıştı. Uzaktan polis ve ambulans sirenleri duyuluyordu.</p>
<p>Tüfeğini koyduğu yerden alıp boynuna astı. Tüm Akıncıların elleri kanlıydı. Bir çoğunun belinde sallanan kasaturalarından kanlar sızıyordu. Ambulanslar geldi. Mehmet sırıttı.</p>
<p>-Bir tane sağ bulun da görelim!</p>
<p>Gazeteciler Akıncıların etrafını sarmış, ağızlarından bir kelime almaya çalışıyorlardı. Hakan, pantolon cebinden bir çiklet çıkarıp ağzına attı. Ardından kameralara bakarak:</p>
<p>-Hainler, bilsinler ki her daim onların tepesine binmeye hazırız. Düşmana beklemediği yerden ve beklemediği darbeyi işte böyle vururuz. Bunu herkes bilsin!</p>
<p>Yürüyüp araçlarına bindiler. Araçlar sokağın derinliğinde kaybolurken, apartmanlardan birinde ay yıldızlı Türk bayrağı nazlı nazlı dalgalanıyordu. Tüm hainlere inat..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-26.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Akıncılar Bölüm 25</title>
		<link>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-25.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-25.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:15:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ölümsüz Akıncılar Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Hakan emri altındaki Akıncılarla camiye gelmişti. Baştan aşağı kamuflajlıydılar. Bellerinden tabancaları sarkıyordu. Hepsi sinirliydi. Fotoğraflarını çeken birkaç gazeteciyi engellediler.
Mehmet, musallaya uzatılan dört tabuta baktı uzun uzun. İçinden intikam yeminleri etti. İmam gelmiş, cenaze namazı kılınmıştı. Akıncılar arkadaşlarını omuzlarının üzerine aldılar. Mezarlıkta indirip, görev arkadaşlarının üzerlerine toprak attılar. Artık yapılacak bir iş kalmamıştı. Araçlarına binip Özel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hakan emri altındaki Akıncılarla camiye gelmişti. Baştan aşağı kamuflajlıydılar. Bellerinden tabancaları sarkıyordu. Hepsi sinirliydi. Fotoğraflarını çeken birkaç gazeteciyi engellediler.</p>
<p>Mehmet, musallaya uzatılan dört tabuta baktı uzun uzun. İçinden intikam yeminleri etti. İmam gelmiş, cenaze namazı kılınmıştı. Akıncılar arkadaşlarını omuzlarının üzerine aldılar. Mezarlıkta indirip, görev arkadaşlarının üzerlerine toprak attılar. Artık yapılacak bir iş kalmamıştı. Araçlarına binip Özel Kuvvetler Komutanlığı’na döndüler.</p>
<p>Hiç birinin ağzını bıçak açmıyordu. Birkaç Akıncı kendi aralarında sessizce bir şeyler tartışıyordu. Kapı vuruldu. Hakan, istifini bozmadı.</p>
<p>-Gir!</p>
<p>İçeri giren bordo bereli astsubay elinde tuttuğu dosyayı Hakan’a uzattı. Hakan dosyayı açtı. Astsubaya dönerek:</p>
<p>-Tamam sen çık. Dedi.</p>
<p>Ardından dosyayı dikkatlice okumaya devam etti. Okumayı bitirince ayağa kalktı.</p>
<p>-Eğer elimdeki bu dosya da uydurmasyon bir ihbar değilse, bizim köpekleri köşeye sıkıştırdık demektir!</p>
<p>Akıncılar pür dikkat dinliyorlardı komutanlarını.</p>
<p>-Bir mahalle verilmiş. Arkadaşlarımızın katilleri ve katillerin azmettiricileri toplantı yapıyorlarmış!</p>
<p>Mehmet, belindeki tabancanın kılıfını düzeltti.</p>
<p>-Gidelim o halde!</p>
<p>-Evet gidelim!</p>
<p>-Arkadaşlarımızın kanını yerde bırakmayalım.</p>
<p>Hakan odada kısa iki tur attı. Saçlarını kaşıdı. Ardından Akıncılara döndü.</p>
<p>-Silahları ve araçları hazırlayın! Son darbeyi vurmaya gidiyoruz!</p>
<p>-Emredersiniz!</p>
<p>Akıncılar koşarak çıktılar.</p>
<p>Cephaneliğe girdiler. Mehmet hızla kasalardan silahları çıkarmaya başladı. AK-47’ler, M4A1’ler elden ele dolaşıyor. Hücum yelekleri aceleyle giyiliyordu. Hakan, raflardan ufak bir kasa indirdi. Ağzını açtı. Kasa ağzına kadar el bombası ile doluydu.</p>
<p>-Bunlardan alın. Yeri geldiğinde bol miktarda ihtiyacınız olacak..</p>
<p>Makineli tüfekçi, kucağına bir Bixi yatırmıştı. Sırtındaki siyah çantada 10-15 şarjör vardı. En son <strong>Özel Kuvvetler</strong> keplerini giydiler. Botlarını parlattılar. Omuzlarındaki<strong> Özel Kuvvetler MAK</strong> peçlerinin tozlarını aldılar. Ve komutanlıktan çıktılar.</p>
<p>Kapıda bekleyen ciplere hızla yerleştiler. Hakan, adresi iki cip şoförüne de gösterdi. Ardından öndeki araca bindi. Hakan’ın el işareti ile araçlar hareket ettiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-25.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Akıncılar Bölüm 24</title>
		<link>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-24.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-24.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:14:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ölümsüz Akıncılar Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[Hakan, cipin kapısını açıp dışarı çıktı. İhbar edilen dağ evi karşısında duruyordu. Diğer Akıncılar da araçlarından inmişlerdi. Hakan, elleri ile “Silahları hazırlayın” işareti verdi. Akıncılar silahlarını hazırlayıp ilerlemeye başladılar. Hakan, belinden tabancasını çıkardı. Yolun sonuna ölüm pusu kurmuştu.
-Geliyorlar!
Diyerek fısıldadı bir ses. Akıncılara pusu kurulmuştu dağ evinde. Tam yirmi kişiydiler. Üç tane ağır makineli tüfek kurmuşlardı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hakan, cipin kapısını açıp dışarı çıktı. İhbar edilen dağ evi karşısında duruyordu. Diğer Akıncılar da araçlarından inmişlerdi. Hakan, elleri ile “Silahları hazırlayın” işareti verdi. Akıncılar silahlarını hazırlayıp ilerlemeye başladılar. Hakan, belinden tabancasını çıkardı. Yolun sonuna ölüm pusu kurmuştu.</p>
<p>-Geliyorlar!</p>
<p>Diyerek fısıldadı bir ses. Akıncılara pusu kurulmuştu dağ evinde. Tam yirmi kişiydiler. Üç tane ağır makineli tüfek kurmuşlardı pencerelere.</p>
<p>Akıncılar tüm bunlardan habersiz, temkinli bir şekilde yaklaşıyorlardı eve. Hakan, elindeki termal kamerayı gözlerine kaldırdı. Makineli tüfekleri fark ettiğinde,gücü yettiği kadar bağırdı.</p>
<p>-Pusu! Yat! Yat yere!</p>
<p>O sırada makineli tüfekler ateşe başladılar. En önde giden iki Akıncı mermilerle delik deşik olarak yere yığıldılar.</p>
<p>Hakan bir küfür savurdu. Tabancasını görmediği hedeflere doğrultup şarjörünü boşalttı. Arabanın içinden bir makineli tüfek çıkardı. Kinden gözü hiçbir şey görmüyordu. Termalden makineli tüfek gördüğü pencerelere çevirdi namluyu. Ardından çılgınlar gibi tetiğe basmaya başladı. Makineli tüfeğin şeridi bitince telsize sarıldı.</p>
<p>-Akıncı Destek! Akıncı Destek!</p>
<p>-Dinlemedeyim komutanım.</p>
<p>-Pusu! Havalanın!</p>
<p>Hakan her ihtimali göz önüne alarak bir destek birliği oluşturmuştu. Bir Cobra helikopteri ile bekliyorlardı. Cobra gelene kadar, çatışmak zorundaydılar. Bu hengame içinde iki Akıncı daha şehit düşmüştü.</p>
<p>Mehmet, pilotun kaskına vurmaktan usanmamıştı.</p>
<p>-Çabuk! Çabuk!</p>
<p>Nihayet alana hakim bir noktaya geldiler. Pilot, helikopterin makineli tüfeğini çalıştırdı. Evin duvarları mermilerle delik deşik olurken, Akıncılar şehit arkadaşlarını geriye taşıdılar. İçlerinden birisi kafayı sıyırmıştı adeta. Sırtındaki LAW’ı eve nişanlayıp ateşledi. Ardından tüfeğinin bomba atarını da aynı hedefe yolladı. Bir süre sonra sakinleşip, araca bindi.</p>
<p>Helikopter evi kullanılamaz hale getirirken, Hakan ve Akıncıları geri çekiliyordu. Herkes ölüm sessizliğine bürünmüştü. Nihayet Hakan sordu.</p>
<p>-Kaybımız ne kadar?</p>
<p>-Dört kişi efendim.</p>
<p>-Allah rahmet eylesin.</p>
<p>Arka koltuklardan birisi nefretle tısladı:</p>
<p>-İyi pusuya düştük. Aferin bize!</p>
<p>Araçlar büyük bir sessizlik içinde <strong>Özel Kuvvetler Komutanlığı</strong>na giriş yaptılar. Diğer <strong>Özel Kuvvetçiler</strong> hayretle izliyorlardı onları. Hakan, şehit bedenlerini bizzat kendi elleriyle sedyeye yerleştirdi. Herkes donmuştu adeta.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-24.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Akıncılar Bölüm 23</title>
		<link>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-23.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-23.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:13:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ölümsüz Akıncılar Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Koltuğunda oturan şişman adam purosunu ağzından fırlatarak yerinden kalktı.
-Aptallar! Geri zekâlılar sizi! Güya adamları tongaya getirecektiniz. Ne oldu? Bir sürü hücre evimizi bastılar. Sandıklar dolusu silah kaybettik.
Adamın karşısındaki koltuklarda oturanlardan birisi başını hafifçe kaldırdı.
-Efendim. Ne oldu anlamadık. İsrail’den desteğe gelecek olan arkadaşlardan da haber alamadık.
-Başlatmayın desteğinize. Para veriyoruz. Silah veriyoruz. Siz bir işi bile beceremediniz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koltuğunda oturan şişman adam purosunu ağzından fırlatarak yerinden kalktı.</p>
<p>-Aptallar! Geri zekâlılar sizi! Güya adamları tongaya getirecektiniz. Ne oldu? Bir sürü hücre evimizi bastılar. Sandıklar dolusu silah kaybettik.</p>
<p>Adamın karşısındaki koltuklarda oturanlardan birisi başını hafifçe kaldırdı.</p>
<p>-Efendim. Ne oldu anlamadık. İsrail’den desteğe gelecek olan arkadaşlardan da haber alamadık.</p>
<p>-Başlatmayın desteğinize. Para veriyoruz. Silah veriyoruz. Siz bir işi bile beceremediniz. Şimdi yeni görevinizi vereceğim. Bu Akıncılar mıdır nedir, bunların lideri kimse temizleyin. Lideri temizleyemezseniz, üst rütbelilerden birini temizleyin.</p>
<p>Arkasında duran kasasını açtı. Bir tomar doları adama uzattı.</p>
<p>-Alın bunu. İşlerinizi halledin. O adamların geberdiğini görmek istiyorum. Şimdi defolun!</p>
<p>Adamlar sessizce yerlerinden kalkıp, odayı terk ettiler. Yüzleri nefretten kırışmıştı. Birisi dişlerinin arasından tısladı.</p>
<p>-En iyi adamları ayarlayalım. Onlara öyle bir pusu kuralım ki dünya döndükçe unutulmasın.</p>
<p>-Tamam. Bu heriflerin işini bir an önce bitirelim.</p>
<p>Vatan hainleri hemen çalışmalara başladılar. Akıncılara pusu kurmak için etrafa bir sürü ihbar yaymakla işe başladılar. Böylelikle Akıncıların dikkatini bir nebze olsun dağıtmışlardı. Son ihbar olarak büyük bir hücre evini ihbarladılar.</p>
<p>Hakan, komutanlığın koridorlarından hızlı adımlarla geçti. Toplantı odasının kapısını kırarcasına açtı. İçeri girip, kendini koltuklardan birine attı. Tüm Akıncıların gözlerinden soru işaretleri akıyordu. Nihayet Mehmet sessizliği bozdu.</p>
<p>-Komutanım oraya gidecek miyiz?</p>
<p>Hakan’ın cevabı kararsızdı.</p>
<p>-Bilmem?</p>
<p>-Komutanım. Ya ihbar gerçekse? Bu riski alamayız.</p>
<p>-Ya yalansa? Bu riski alıyor musunuz?</p>
<p>Mehmet diğer Akıncılara döndü. Hepsinin bakışları “tamam,olur” şeklindeydi.</p>
<p>-Evet komutanım. Biz bu riski alıyoruz!</p>
<p>Hakan gözleriyle Akıncıları bir müddet izledi. Ardından koltuktan hızla kalktı.</p>
<p>-O halde gidip savaşalım!</p>
<p>Akıncılar yerlerinden kalktılar. Toplantı salonunu terk edip, ihbar edilen adrese saldırmak için hazırlığa giriştiler.</p>
<p>Mehmet çıkarken Hakan arkasından seslendi.</p>
<p>-Bir dakika beklesene..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-23.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Akıncılar Bölüm 22</title>
		<link>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-22.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-22.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:12:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ölümsüz Akıncılar Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[Güneş bütün azameti ile doğmuştu. Hava sıcaktı. Mehmet, rahatsızlıkla boynunu kaşıdı. Aynı anda kulağının içindeki telsizi öttü.
-Ne var? Evde durum mu var?
Mehmet, kızgınlıkla başını salladı.
-Hayır.Terledim sadece.
-Evde terslik var mı?
-Hayır. Bildiğin ev işte.
Akıncılar, hücre evi olduğunu tahmin ettikleri evin çevresinde tertibat almışlardı. Beş Akıncı evi gözetlerken, diğer Akıncılar da araçlarında bekliyorlardı. O sırada evin kapısı açıldı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş bütün azameti ile doğmuştu. Hava sıcaktı. Mehmet, rahatsızlıkla boynunu kaşıdı. Aynı anda kulağının içindeki telsizi öttü.</p>
<p>-Ne var? Evde durum mu var?</p>
<p>Mehmet, kızgınlıkla başını salladı.</p>
<p>-Hayır.Terledim sadece.</p>
<p>-Evde terslik var mı?</p>
<p>-Hayır. Bildiğin ev işte.</p>
<p>Akıncılar, hücre evi olduğunu tahmin ettikleri evin çevresinde tertibat almışlardı. Beş Akıncı evi gözetlerken, diğer Akıncılar da araçlarında bekliyorlardı. O sırada evin kapısı açıldı. Bir genç dışarı çıktı. Mehmet telsize fısıldadı.</p>
<p>-Evden çıkış var! Evden çıkış var!</p>
<p>-Tamam. Tamam. Biriniz çocuğu alsın. Eve giriyoruz!</p>
<p>-Anlaşıldı. Kolay gelsin.</p>
<p>-Hepimize.</p>
<p>Mehmet, koltuk altındaki seyyar dipçikli MP5 tüfeğini bir çırpıda çıkardı. Ve gencin üzerine atıldı. Genç eğilmiş ayakkabısını bağlıyordu. Mehmet onun karnına doğru bir tekme savurdu. Genç yere yuvarlanınca, hemen üzerine çöktü. Gencin belindeki tabancayı çıkarıp, bir köşeye fırlattı. Kelepçesini çıkarıp, kelepçeledi.</p>
<p>Sokağın başında duran minibüsten inen Akıncılar, evin dış kapısını aştılar. Ardından evin iç kapısını da açarak içeri girdiler. Hakan M-16’yı adamlardan birinin kaşlarının ortasına dayadı.</p>
<p>-Herkes elini kaldırsın. Yoksa hepinizi gebertiriz!</p>
<p>Adamlardan birisi can havliyle bağırdı.</p>
<p>-Kimsin lan sen? Polis misin lan?</p>
<p>Hakan, silah dayadığı adamı bir tekme ile yere serdi. Ardından bağıran adamın bacaklarına iki kere ateş etti. Adam yere yuvarlanırken küfürler savuruyordu. Hakan, başına geldi. Saçlarından tuttu.</p>
<p>-Silahlar nerde?</p>
<p>-Ne silahı?</p>
<p>Hakan adamın saçlarını bıraktı. Belinden tabancasını çıkardı. Adamın karnına doğrultup bir el daha ateş etti. Adam acıyla çığlık attı. Hakan:</p>
<p>-Eee? Eğer konuşmaz isen, sıra göğsüne gelir. Ardından da kafana. Silahlar nerde?</p>
<p>Adam zorlukla cevap verdi.</p>
<p>-Duvarda. Duvarı kırın. Hepsi sandıklarda.</p>
<p>Hakan tabanca ile adamın kafasına bir el ateş etti. Her tarafa kan sıçradı. Hakan daha fazla beklemedi. Adamın gösterdiği duvara tekme savurdu. Duvar yırtılarak açılmış, sandıklar ortaya çıkmıştı.</p>
<p>Akıncılar, cephaneler hakkında tutanak tutarken, Hakan silahlara dalıp gitmişti. Bu silahlarla kim bilir ne katliamlara imza atılacaktı. Yerde yatan, kafası dağılmış adama bir daha baktı. Ardından tükürüp evi terk etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-22.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Akıncılar Bölüm 21</title>
		<link>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-21.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-21.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:11:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ölümsüz Akıncılar Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[Akıncılar konferans salonunda toplanmışlardı. Işıklar söndürülmüş, projeksiyon cihazı çalıştırılmıştı. Salonun kapısı açıldı. Hakan hızlı adımlarla yürüyerek, kürsüye çıktı. Projeksiyondan sahneye bir Türkiye haritası yansıtılmıştı. Hakan, herkesin hazır olduğunu anlayınca konuşmaya başladı.
-Türkiye, tarihin ilk yıllarından beri her zaman değerli olmuştur. Değerli olmaya da devam edecektir. Ancak, değerinin kıymetini ne yazık ki yeterince bilememekteyiz. Ülkemizin değerini bilen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akıncılar konferans salonunda toplanmışlardı. Işıklar söndürülmüş, projeksiyon cihazı çalıştırılmıştı. Salonun kapısı açıldı. Hakan hızlı adımlarla yürüyerek, kürsüye çıktı. Projeksiyondan sahneye bir Türkiye haritası yansıtılmıştı. Hakan, herkesin hazır olduğunu anlayınca konuşmaya başladı.</p>
<p>-Türkiye, tarihin ilk yıllarından beri her zaman değerli olmuştur. Değerli olmaya da devam edecektir. Ancak, değerinin kıymetini ne yazık ki yeterince bilememekteyiz. Ülkemizin değerini bilen yabancılar, bin bir türlü hile ile vatanımızı ele geçirmeye çalışıyorlar. Biz de var gücümüzle onlara karşı savunuyoruz. Şimdi yeni bir oyun ile karşı karşıyayız. Aslında yeni bir oyun değil ama daha geliştirilmiş.</p>
<p>Akıncılardan birisi söz istedi.</p>
<p>-Bence bu oyun, Terör!</p>
<p>Hakan gülümsedi.</p>
<p>-Evet. Biz de buna göre organize olacağız. Beyler, sizi neden böyle yetiştirdik? Terörle mücadele etmek istiyorsan, teröristin mantığını kavrayacaksın. Şimdi bu ajanlardan Türkiye’de bir sürü var. Ve bu adamlar zamanı geldiğinde terörü patlatacak!</p>
<p>Hakan, sahnede birkaç adım attı.</p>
<p>-Şimdi. Bizim taktiğimiz, bu adamlar harekete geçmeden durdurmak. Eğer harekete geçen birimler olursa kısa sürede yok etmek. Yaptıkları planlara göre terörü batı illerinde patlatacaklar. Bizde hemen müdahale edeceğiz. Her zaman hazırlıklı olun.</p>
<p>Gözlerini Akıncıların üzerinde gezdirdi.</p>
<p>-Ajanın bize verdiği bazı bilgiler var. Burada birkaç hücre evi ile irtibat kuracaklarmış. Şimdi o irtibatı biz sağlayacağız. Herkes hazırlansın hadi!</p>
<p>Akıncılar yerlerinden kalktılar. Salonun ışıkları açıldı. Hakan, sahneden aşağı atlayıp, Akıncıların yanına geldi. Salondan üçer beşer çıktılar.</p>
<p>Cephaneliğe yine aynı hızda girdiler. Raflardan silahlar hızla indirildi. Hücum yelekleri giyildi. Hakan, tabancasını beline yerleştirdikten sonra gençlere döndü.</p>
<p>-Şimdi helalleşelim. Bundan sonra kim ölür kim kalır belli olmaz. Benim hakkım hepinize helal olsun.</p>
<p>-Bizimki de helal olsun.</p>
<p>Diye bağırdı Akıncılar. Hakan sırıttı.</p>
<p>-Hakkımı helal ettim diye, arkamı kollamaktan vazgeçmeyin.</p>
<p>Araçlarla komutanlıktan çıktılar. Memleket düşmanlarını kötü sürprizler bekliyordu. Tarih boyunca, vatanına elini sürenin, elini kesen Akıncılar, bu gün yine aynı görevdeydiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-21.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Akıncılar Bölüm 20</title>
		<link>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-20.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-20.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:10:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ölümsüz Akıncılar Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[-Merhabalar..
Hakan ve yanındaki iki Akıncı sırıtarak sorgu odasına girdiler. Ajan sandalyeye kelepçelenmişti. Hakan masanın öteki tarafındaki sandalyeye oturdu. Bir müddet karşılıklı bakıştılar. Hakan:
-Eee? Ne var ne yok? Anlat bakalım.
Ajan dişlerinin arasından bir şeyler fısıldadı. Hakan sinirlendi.
-Ne diyorsun ulan?
-Açım!
-Onu söylesene aptal!
Hakan sandalyeden kalktı. İki Akıncıdan birisinin kulağına bir şeyler fısıldadı. Akıncı sorgu odasını terk etti. Hakan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>-Merhabalar..</p>
<p>Hakan ve yanındaki iki Akıncı sırıtarak sorgu odasına girdiler. Ajan sandalyeye kelepçelenmişti. Hakan masanın öteki tarafındaki sandalyeye oturdu. Bir müddet karşılıklı bakıştılar. Hakan:</p>
<p>-Eee? Ne var ne yok? Anlat bakalım.</p>
<p>Ajan dişlerinin arasından bir şeyler fısıldadı. Hakan sinirlendi.</p>
<p>-Ne diyorsun ulan?</p>
<p>-Açım!</p>
<p>-Onu söylesene aptal!</p>
<p>Hakan sandalyeden kalktı. İki Akıncıdan birisinin kulağına bir şeyler fısıldadı. Akıncı sorgu odasını terk etti. Hakan yeniden sandalyeye oturdu.</p>
<p>-Yemek getirmesini söyledim. Karşılıklı yeriz değil mi?</p>
<p>Kapı açıldı. Komando iki tabak bıraktı masanın üzerine. Hakan, kaşıkla tadına baktı.</p>
<p>-Çok güzel mercimek çorbası. Dur sana da yedireyim.</p>
<p>Sandalyesinden kalkarak, kaşıkla ajanın ağzına bir yudum çorba verdi. Ajan, yüzünü buruşturarak:</p>
<p>-Tuzlu bu!</p>
<p>-Ne yapayım ulan? Aşçı mıyım ben? Ye bunu!</p>
<p>Ajan, ağzını kapatıyor, çorba üzerine dökülüyordu. Hakan kızdı.</p>
<p>-Bebek bakıcılığında iyiyimdir. Mehmet! Gel şunun ağzını aç!</p>
<p>Mehmet, köşeden koştu. Ajanın ağzını eliyle açtı. Hakan, kaşık kaşık çorbayı yedirmeye başladı. Bir yandan da söyleniyordu.</p>
<p>-Tuzluymuş. Başlatma tuzuna!</p>
<p>İsrailli ajan güç bela iki tabak mercimek çorbasını yedi. Ağzının içi ateş gibi yanıyordu. Çünkü iki tabağa da özel bir tuz karışımı atılmıştı. Hakan, su şişesini aldı. Kapağını açtı. Ajana sordu.</p>
<p>-İster misin?</p>
<p>-Evet. İyi olur.</p>
<p>Hakan, yumruğunu ajana savurdu.</p>
<p>-Bana istediğim bilgileri vermeden, sana su filan yok. Oturduğun yerde delir!</p>
<p>Tuz karışımı etkisini göstermeye başlamıştı. Hakan, boğazını temizledi. Akıncılardan birine döndü.</p>
<p>-Arkadaşı alın. Özel odasına götürün.</p>
<p>Akıncılar, ajanın koluna girdiler. Ve sürüyerek odasına götürdüler.</p>
<p>Odanın dört bir yanında çeşmeler akıyordu. Ortada yere sabitlenmiş bir sandalye duruyordu. Ajanı sandalyeye bağladılar. Gözlerini bantladılar. Ajan suyun sesini duydukça çıldıracak gibi oluyor, güç bela bağırmaya çalışıyordu.</p>
<p>-Su! Yalvarırım.</p>
<p>Hakan, köşesinden bağırdı.</p>
<p>-Bilgileri vermeden su filan yok! Söyle! Türkiye’de kimlerle bağlantı kuracaktınız? Söyle!</p>
<p>Ajan,dudaklarını ısırıyor,kafasını havada sallıyor, ancak duygularına hakim olamıyordu. Hakan,  baskıyı gittikçe artırıyordu. Ajanın direnme çabası nafileydi. Sonunda</p>
<p>-Su verin! Her şeyi açıklayacağım.</p>
<p>-Bir yudum. Bin bilgi! Tamam mı dedi Hakan.</p>
<p>-Tamam. Tamam!</p>
<p>Ajan nihayet konuşmaya başlamıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-20.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Akıncılar Bölüm 19</title>
		<link>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-19.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-19.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:08:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ölümsüz Akıncılar Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[Hakan, dürbünden daha dikkatli baktı. İsrailliler plana uyuyorlardı. Plana göre Türkiye tarafından bir cip gelecek ve onlara rehberlik edecekti. Hakan telsizi açtı.
-Gidin!
-Tamam!
İçi Akıncılarla dolu cip, harekete geçti. Hakan telsize bir daha emir verdi.
-Bir yahut ikisini sağ bırakın.
-Anlaşıldı.
Cipi İsrailliler de fark etmişlerdi. Keyiflendiler. Sigaralarını daha bir keyifle içlerine çektiler. Cipin ön koltuğunda oturan Mehmet, silahını hazırladı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hakan, dürbünden daha dikkatli baktı. İsrailliler plana uyuyorlardı. Plana göre Türkiye tarafından bir cip gelecek ve onlara rehberlik edecekti. Hakan telsizi açtı.</p>
<p>-Gidin!</p>
<p>-Tamam!</p>
<p>İçi Akıncılarla dolu cip, harekete geçti. Hakan telsize bir daha emir verdi.</p>
<p>-Bir yahut ikisini sağ bırakın.</p>
<p>-Anlaşıldı.</p>
<p>Cipi İsrailliler de fark etmişlerdi. Keyiflendiler. Sigaralarını daha bir keyifle içlerine çektiler. Cipin ön koltuğunda oturan Mehmet, silahını hazırladı. Besmele ile kapıyı açtı. Aşağı indiler. İsrailli ajanlardan bir tanesi sigarasını tüttürerek geldi.</p>
<p>-Hadi. Biz hazırız!</p>
<p>Mehmet, sırıttı.</p>
<p>-Biz de hazırız! Her zaman ve her yerde!</p>
<p>Sözünü tamamladıktan sonra, ajanın yüzüne bir yumruk savurdu. Ajan yere yuvarlanırken, diğer Akıncılar silahlarını konuşturmaya başladılar. İsrailli ajanlar, delik deşik olmuş bir şekilde yere yığıldılar. Akıncılardan birisi cesetleri kontrol etti. Sağ kalan tek ajan, Mehmet’in yumruk attığı ajandı. Onu da hemen kelepçelediler ve gözünü bantladılar. Adam Türkçe küfürler ve lanetler yağdırıyordu. Hemen ağzını da bantladılar. Ve oradan ayrıldılar..</p>
<p>Hakan tepeden muzaffer bir şekilde izlemişti tuzağı. Adamlarına işaret etti. Tepeden indiler. Kendilerini bekleyen araçlarına bindiler ve tam gaz geri döndüler. Hatay’da buluşan ekip, bir askeri kargo uçağına bindi. Uçakta Ankara’ya doğru yol alırken, Hakan’ın aklına bir fikir geldi.</p>
<p>-Ulan kamerayı bir yere kurun. Şu şerefsizle bir röportaj yapalım.</p>
<p>Hemen stüdyo kurma hazırlıklarına girişildi. Akıncılar, maskelerini taktılar. Kamera ilk önce uçakta oturan Akıncıları çekti. Ardından İsrailli ajanı. Hakan, ajanın gözüne ve ağzına yapıştırılan bantları açtı. Ve sırıtarak sordu:</p>
<p>-Türkiye’ye hoş geldiniz. Ziyaret sebebiniz?</p>
<p>Ajan dişlerini sıkmış, nefretle ona bakıyordu. Hakan alaycı bir şekilde sordu.</p>
<p>-Her şeyi iyi planladınız değil mi? Ama İsrail’deki hesap Türkiye’ye uymadı.</p>
<p>Maskeli Akıncılardan bir tanesi ayağa kalktı. Ajanın saçlarından tuttu. Başını kameraya çevirdi.</p>
<p>-Gülümse ulan! Merhaba Türkiye de!</p>
<p>Ajan kinle yüzünü buruşturdu. Ardından.</p>
<p>-Merhaba Türkiye! Dedi.</p>
<p>Akıncılar kahkaha attılar. Hakan, kameranın önüne geçti.</p>
<p>-Bu günü, hiç kimse unutmayacak! Türk Özel Kuvvetleri vatanına göz dikenlere cezasını böyle verir. Yaşasın Özel Kuvvetler!</p>
<p>Akıncılar, komutanlarını tekrarladılar.</p>
<p>-Yaşasın<strong> Özel Kuvvetler</strong>!</p>
<p>Uçak Ankara’ya güvenli bir şekilde indi. Akıncılar askeri hava alanından,<strong> Özel Kuvvetler Komutanlığı</strong>’na geçtiler. İsrailli ajan soğuk soğuk terlemeye başlamıştı. Türklerin amansız olduğunu üstlerinden hep dinlemişti. Operasyona katıldığına bir daha lanet okudu..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-19.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Akıncılar Bölüm 18</title>
		<link>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-18.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-18.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:06:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ölümsüz Akıncılar Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[Hakan, araçtan hızla indi. Yine aynı hızda sorgu odasına indi. Adama yemek vermişlerdi. Mehmet ile bakıştılar. Mehmet:
-Yemeğini yesin.
Hakan kinle başını salladı.
-Peki!
Adam yemeğini bitirdikten sonra, Hakan içeri daldı.
-Ulan şerefsiz, ulan haysiyetsiz!
Tekmeyi kaldırıp, göğsüne gömdü. Ardından hırsla bağırdı.
-Ben demedim mi ulan sana? Pusuya düşersek ölürsün diye!
Adam, zorlukla nefes alıyordu. Buna rağmen:
-Ne oldu ki?
Bu soru Hakan’ı çıldırtmıştı. Adamın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hakan, araçtan hızla indi. Yine aynı hızda sorgu odasına indi. Adama yemek vermişlerdi. Mehmet ile bakıştılar. Mehmet:</p>
<p>-Yemeğini yesin.</p>
<p>Hakan kinle başını salladı.</p>
<p>-Peki!</p>
<p>Adam yemeğini bitirdikten sonra, Hakan içeri daldı.</p>
<p>-Ulan şerefsiz, ulan haysiyetsiz!</p>
<p>Tekmeyi kaldırıp, göğsüne gömdü. Ardından hırsla bağırdı.</p>
<p>-Ben demedim mi ulan sana? Pusuya düşersek ölürsün diye!</p>
<p>Adam, zorlukla nefes alıyordu. Buna rağmen:</p>
<p>-Ne oldu ki?</p>
<p>Bu soru Hakan’ı çıldırtmıştı. Adamın omuzlarından tuttu.</p>
<p>-Yürü ulan. Sözümü tutacağım!</p>
<p>Adam başına gelecekleri tahmin edebiliyordu.</p>
<p>-Abi. Yalvarırım. Vallahi kimseye bir şey..</p>
<p>-Kes ulan martaval atmayı!</p>
<p>Adamı araçlardan birisine bindirdiler. Mehmet, araçta adamı kelepçeledi. Şoför koltuğunda Hakan oturuyordu. Adamın evinin önüne geldiklerinde, içeriden bir silah sesi duydular. Hakan, nefretle tısladı.</p>
<p>-İşi bizden önce bitirdiler!</p>
<p>Kapıları açıp indiler. Mehmet belinden tabancasını çıkarmış, bekliyordu. Kapıdan adam çıkar çıkmaz, silahını ateşledi. Adam kanlar içinde yere yıkıldı. Hakan adamının üzerinden atlayıp içeri girdiğinde kadın yerde kanlar içinde yatıyordu. Yüzünü nefretle kaşıdı. Adamın çocuğu, komutanlıktaydı. Arabaya döndüler. Adam endişe içinde sordu.</p>
<p>-Karım? Karıma ne oldu?</p>
<p>Hakan, derin bir nefes alıp verdi.</p>
<p>-Öldü!</p>
<p>-Öldü mü? Onu görmem lazım!</p>
<p>-Göremezsin. Hem neyi değiştirir ki?</p>
<p>Adam başını eğdi. Hıçkırarak ağlamaya başladı. Mehmet:</p>
<p>-Herkes kendi günahını çeker. Niye bulaştın bu pisliğe?</p>
<p>Adam dişlerini sıkarak, başını kaldırdı.</p>
<p>-İzin verin. İzin verin size katılayım. Eşimin intikamını alayım.</p>
<p>Hakan umursamazca:</p>
<p>-Kendini benim yerime koy. Güvenir miydin bana?</p>
<p>-Yalvarırım. Yalvarırım..</p>
<p>Adam aracın içinde salya sümük ağlamaya başlamıştı. Hakan, polisi aradı. Durumu bildirdikten sonra arabayı çalıştırdı. Komutanlığa döndüler.</p>
<p>Evde ele geçirilen dokümanlarda İsrail ajanlarının iki gün sonra geçiş yapacağı yazılmıştı. Hakan, uydu görüntülerinden faydalanarak gizli bir pusu organize etti. Sınırda, tam onlar geçtikten sonra, İsraillilere saldıracaklardı. Böylelikle tehdit geçiştirilecekti. Bir gün gidip orada kaldılar ve tatbikat yaptılar.</p>
<p>Pusuya yattıkları dağların arasından, kinle bakıyordu tüm Akıncılar. Siyah iki Chevrolet cip normal hızda yaklaşıyordu. Akıncılar görev yerlerine geçtiler. Av, tuzağa düşmüştü!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-18.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümsüz Akıncılar Bölüm 17</title>
		<link>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-17.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-17.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 18:04:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ölümsüz Akıncılar Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=90</guid>
		<description><![CDATA[Mehmet, aracın içinden M-16 tüfeğini aldı. Namlusunu teröristlere çevirip, baraj ateşi açtı. Evin içindeki diğer Akıncılar da tüfeklerini alarak desteğe geldiler. Hakan, dışarıdaki çatışmayla ilgilenmiyordu. Evin yatak odasına girdiğinde, altındaki tahtaların gıcırdadığını fark etti. Ayağıyla sertçe tabana vurdu. Minik çıtırtılar gelmişti kulağına. Hemen yatağı itti. Yatağın altına serilmiş, halıyı kaldırdı. Evet. Yatak odasının altında gizli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mehmet, aracın içinden M-16 tüfeğini aldı. Namlusunu teröristlere çevirip, baraj ateşi açtı. Evin içindeki diğer Akıncılar da tüfeklerini alarak desteğe geldiler. Hakan, dışarıdaki çatışmayla ilgilenmiyordu. Evin yatak odasına girdiğinde, altındaki tahtaların gıcırdadığını fark etti. Ayağıyla sertçe tabana vurdu. Minik çıtırtılar gelmişti kulağına. Hemen yatağı itti. Yatağın altına serilmiş, halıyı kaldırdı. Evet. Yatak odasının altında gizli bir oda daha vardı. Birkaç kere sertçe tekme attı. Kıramadı. Belindeki tabancasına sarıldı. Şarjörü odanın tabanına boşalttı. Kurşunların açtığı deliklerin ortasına var gücü ile bir tekme daha attı. Taban kırılmış, ayağı alta girmişti. Ayağını çıkardıktan sonra, açılan delikten faydalanıp, kapağı tamamen açtı. Burası bir cephanelikti.</p>
<p>Mehmet, boşalan şarjörünün yerine yenisini taktı. Karşılarındaki gruptan dört kişiyi temizlemişlerdi. Nişan alıp ateş açtı. Çatışma sıkıcı gelmeye başlamıştı artık. Sinerek aracın arkasına geçti. Bagajı açtı. Bagajdaki silahlardan bir keskin nişancı tüfeği çekti. Keskin nişancı tüfeğiyle yaptığı her atışta başarı kaydetmesi, teröristleri korkutmuştu. Araçlarına doğru koşmaya başladılar. Mehmet bir küfür savurdu. Ve yanındaki Akıncının tüfeğini alarak peşlerinden seğirtti. Tüfeğin altındaki bomba atarı araçlardan birisine çevirdi. Atışını yaptığında, araç kullanılamaz duruma gelmişti. Şaşıran teröristler, diğer Akıncıların kurşunlarına hedef oldular.</p>
<p>O sırada Hakan, açılan kapaktan içeri girmiş, koridorun sonuna ulaşmıştı. Koridorun başı cephanelik, son kısmı ise haberleşme aletleri ile çevrilmişti. Hakan, bilgisayarın yanında duran yazıcıdan çıkarılmış bir kâğıdı aldı. Metin İngilizce yazılmıştı. Dikkatlice iki kere okudu. Suriye sınırından, Türkiye’ye sivil kılıkta İsrail ajanlarının gönderileceğinin haberi veriliyordu. Hakan, dişlerini sıktı.</p>
<p>Dışarıda çatışma bitmişti. Mehmet, Hakan’ın yanına geldi.</p>
<p>-Vay! Gömüyü bulmuşunuz komutanım.</p>
<p>Hakan, tepkisiz bir şekilde elinde tuttuğu kâğıdı ona uzattı. Mehmet, gözlerini hızlıca kâğıtta gezdirdi. Ardından:</p>
<p>-Bu herifleri sınırda kesmek lazım. Dedi.</p>
<p>Hakan, belindeki tabancasını düzeltti.</p>
<p>-Bir iki tane de sağ lazım.</p>
<p>-Olur!</p>
<p>Evi polis ekiplerinin sorumluluğuna terk edip, araçlarına bindiler. Hakan’ın siniri geçmemişti.</p>
<p>-O şerefsizler nerden öğrendiler evi bastığımızı?</p>
<p>Mehmet çaresizce başını salladı.</p>
<p>-Bilmiyorum komutanım. Belki evde bir düzenek vardı. Oradan anladılar.</p>
<p>-Olabilir. Ne diyorsun şimdi? Şu adamın kafasına sıkayım mı?</p>
<p>-Bence hayır. O adamın bir günahı yok.</p>
<p>-Gidince göreceğiz..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/olumsuz-akincilar-romani/olumsuz-akincilar-bolum-17.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
