Mehmet, aracın içinden M-16 tüfeğini aldı. Namlusunu teröristlere çevirip, baraj ateşi açtı. Evin içindeki diğer Akıncılar da tüfeklerini alarak desteğe geldiler. Hakan, dışarıdaki çatışmayla ilgilenmiyordu. Evin yatak odasına girdiğinde, altındaki tahtaların gıcırdadığını fark etti. Ayağıyla sertçe tabana vurdu. Minik çıtırtılar gelmişti kulağına. Hemen yatağı itti. Yatağın altına serilmiş, halıyı kaldırdı. Evet. Yatak odasının altında gizli bir oda daha vardı. Birkaç kere sertçe tekme attı. Kıramadı. Belindeki tabancasına sarıldı. Şarjörü odanın tabanına boşalttı. Kurşunların açtığı deliklerin ortasına var gücü ile bir tekme daha attı. Taban kırılmış, ayağı alta girmişti. Ayağını çıkardıktan sonra, açılan delikten faydalanıp, kapağı tamamen açtı. Burası bir cephanelikti.
Mehmet, boşalan şarjörünün yerine yenisini taktı. Karşılarındaki gruptan dört kişiyi temizlemişlerdi. Nişan alıp ateş açtı. Çatışma sıkıcı gelmeye başlamıştı artık. Sinerek aracın arkasına geçti. Bagajı açtı. Bagajdaki silahlardan bir keskin nişancı tüfeği çekti. Keskin nişancı tüfeğiyle yaptığı her atışta başarı kaydetmesi, teröristleri korkutmuştu. Araçlarına doğru koşmaya başladılar. Mehmet bir küfür savurdu. Ve yanındaki Akıncının tüfeğini alarak peşlerinden seğirtti. Tüfeğin altındaki bomba atarı araçlardan birisine çevirdi. Atışını yaptığında, araç kullanılamaz duruma gelmişti. Şaşıran teröristler, diğer Akıncıların kurşunlarına hedef oldular.
O sırada Hakan, açılan kapaktan içeri girmiş, koridorun sonuna ulaşmıştı. Koridorun başı cephanelik, son kısmı ise haberleşme aletleri ile çevrilmişti. Hakan, bilgisayarın yanında duran yazıcıdan çıkarılmış bir kâğıdı aldı. Metin İngilizce yazılmıştı. Dikkatlice iki kere okudu. Suriye sınırından, Türkiye’ye sivil kılıkta İsrail ajanlarının gönderileceğinin haberi veriliyordu. Hakan, dişlerini sıktı.
Dışarıda çatışma bitmişti. Mehmet, Hakan’ın yanına geldi.
-Vay! Gömüyü bulmuşunuz komutanım.
Hakan, tepkisiz bir şekilde elinde tuttuğu kâğıdı ona uzattı. Mehmet, gözlerini hızlıca kâğıtta gezdirdi. Ardından:
-Bu herifleri sınırda kesmek lazım. Dedi.
Hakan, belindeki tabancasını düzeltti.
-Bir iki tane de sağ lazım.
-Olur!
Evi polis ekiplerinin sorumluluğuna terk edip, araçlarına bindiler. Hakan’ın siniri geçmemişti.
-O şerefsizler nerden öğrendiler evi bastığımızı?
Mehmet çaresizce başını salladı.
-Bilmiyorum komutanım. Belki evde bir düzenek vardı. Oradan anladılar.
-Olabilir. Ne diyorsun şimdi? Şu adamın kafasına sıkayım mı?
-Bence hayır. O adamın bir günahı yok.
-Gidince göreceğiz..