Sabahın erken saatlerinde gençler kapılarına vurularak uyandırıldılar. Ufak çaplı bir sabah sporunun ardından yemekhaneye geçildi. Yemeğin yenilmesinin ardından, dünkü eğitimi yöneten subay yemekhaneye geldi. Gençleri gözüyle süzdü.

-Dün geceki eğitimi beğendiniz umarım. Artık her gece böyle. Rahat uyku yok. Eğer “Özelseniz”, her şeyiniz “Özel” olmalı. Artık bundan sonra düzenli dersler alacaksınız. Her sabah ilk ders olarak,  Atış Eğitimi. Ardından İnsan Psikolojisi. Üçüncü ders olarak Fiziksel Yeterlilik. Şimdilik bu üç dersi göreceksiniz. Sonraki haftalarda veyahut aylarda daha güzelleri sizi bekliyor olacak. Kolay gelsin!

Sözlerini bitirmesinin ardından yemekhaneden çıkıp gitti.

Yemekler bittikten sonra herkes prefabriklerinin önünde sıraya geçti. Komandolar tüm öğrencilere şarjörsüz Colt M4 dağıttılar. Daha sonra “Hazır ol” komutu verildi. Tüm öğrenciler hazır ol durumundayken bir subay yavaş adımlarla alana geldi. Karşılıklı selamlaştılar. Subay ayakları üzerinde yükselip, indi.

-Merhabalar. Ben sizin Atış Eğitimi hocanızım. Adım Ölüm. Evet Ölüm. Yanlış duymadınız. Burada aldığınız eğitim sonrasında sizlerinde adının Ölüm olmasını sağlayacağım. En kötü yerden, en iyi vuruşu yapmanın tekniklerini öğreteceğim sizlere. Etrafınız düşmanla çevriliyken, nasıl kurtulacağınızı öğreneceksiniz. Yani uzun lafın kısası işimiz çok.

Öğrenciler pür dikkat dinliyordu eğitmenlerini.

-İlk önce sizden şunu istiyorum. Tüfeğiniz bundan sonra sizin kardeşiniz. Hatta çocuğunuz. Bir baba gibi yaklaşın ona. Fedakar bir baba. Her zaman ilgilenin. Bir problemi olduğunda mutlaka giderin. Yoksa hayırsız bir evlat olur ve size zorluk çıkartır. Anlaşıldı mı?

Öğrenciler hep bir ağızdan cevapladılar.

-Anlaşıldı.

Atış eğitmeni gençlerin önünde birkaç tur attı. Ardından eğitim başladı. Silah nasıl tutulur? Duruşlar, nişan alımı…

Eğitmen tüm öğrencilerle teker teker ilgilendi. Hata yapanların hatalarını, en ufak detaydan başlayarak anlattı. Ve bir yanında bir ton azar…

Atış Eğitimi dersi bittiğinde güneş tam tepeye gelmişti. Öğrenciler yeniden yemekhaneye götürüldüler. Öğle yemeğinin ardından İnsan Psikolojisi dersi başladı. Eğitmen kendini tanıtmaya ihtiyaç duymadan dersi anlatmaya koyuldu.

-Bir insanı nasıl ikna edersin? Ha? Yahut şunu sorayım. Birini ikna etmek sana neler kazandırır?

Öğrencilerden birinin omzundan tutup ayağa kaldırdı.

-Söyle bakalım. Birini ikna etmek sana ne kazandırır?

-Hmm. Hocam, mesela destek sağlayabilir.

-Aferin. Ama yetersiz. İkna ettiğiniz adamdan istediğinizi alırsınız çocuklar! Asla unutmayın.

Gözlerini sınıfın üzerinde dolaştırdı. Tüm öğrenciler dikkatlerini onun üzerinde toplamıştı.

-Peki nasıl ikna edeceğiz? Bir fikri olan?

Ders böylece soru cevap şeklinde sürüp gitti. Verilen kısa bir molanın ardından Fiziksel Yeterlilik dersi başladı…

Gün biterken Mehmet, vücudunda değişmeler hissetmeye başladı. Kursun faydalarını daha ilk günden almıştı.