Sıcak bir yaz günüydü. Her zaman böyle olurdu Sivas’ta. Kışlar olabildiğince soğuk, yazlar kavurucu cehennem sıcağı olarak geçerdi.

Sivas Polis Özel Harekat Daire Başkanlığı sakin bir gün geçiriyordu yine. Serdar, bilgisayarın başına geçti. Her zaman yaptığı gibi, haber sitelerinde kısa gezintiler yaptı. İşi bitince sakin bir müzik açtı.

Gesi BaÄŸları’nda Üç Top Gülüm Var.
Hey Allah’tan Korkmaz Sana Bana Ölüm Var.
Ölüm Varsa Şu Dünyada Zulüm Var.

Şarkının bu kısmında her zaman yüzünü bir sırıtma alırdı Serdar’ın. Şarkıyı ilk dinlediği lise günlerine gitti aklı. Bilgisayar salonunda kadının sesine gülerek dinlemişlerdi ilk kez. Sonra bağımlılık yapmıştı adeta arkadaşlarının üzerinde…

Şarkı iki kere yeni baştan başladı. Serdar, müzik çalar programını kapattı. Koltuğunda gerindi. O sırada kapısı hızla açıldı. İçeri beresi kaymış bir Özel Harekat polisi girdi.

-Amirim! Amirim!

-Ne oldu oÄŸlum?

Dedi Serdar. EndiÅŸelenmiÅŸti.

-Efendim, bir okulu basıp, öğrencileri rehin almışlar!

Serdar, içinden bir küfür savurdu. Ardından polise döndü.

-Hemen hazırlanın. Sallanmayın. Haydi!

-Anlaşıldı efendim.

Polisin odayı terk etmesinin ardından Serdar, M-16 tüfeğini dolabından çıkardı. Hücum yeleğinin ceplerini doldurmaya başladı. İşini bitirdikten sonra dışarı çıktı. İki zırhlı akrep aracı onları bekliyordu. İçine hızla doluştular. Araçlar son hızla şehir merkezine hareket etti. Araçların içinde hazırlıklar devam ediyordu. Kar maskeleri takılıyor, miğferlerin çenelikleri yerine oturtuluyordu. Serdar sinirlenmişti yine. Araçlar okulun önünde durdular. Fotoğraf makineleri durmadan işliyor, flaşlar patlıyordu. Serdar, hızla gördüğü en yetkili amirin yanına koştu.

-Efendim. Ne yapılacak?

-Bilmiyorum Serdar. Özel Kuvvetlerden de iki subay var. Onlarla beraber bir şeyler planlayın. Bu iş…

-Anladım efendim.

Serdar’ın yanına gelen iki kişi kendilerini sıra ile tanıttılar.

-Merhaba. Ben Hakan. Özel Kuvvetler yüzbaşı…

-Ben de Ahmet. Özel Kuvvetler Arama Kurtarma üsteğmeniyim.

Serdar, gülümsemeye çalıştı.

-Ben de Serdar. Özel Harekat Daire Amiri…

-Serdarcım. İçerideki adamlar organize bir şekilde gelmişler. Ellerinde Kalaşnikof tüfekler ve Uziler var.

-Hay anasını…

Dedi Serdar.

-Amaçları neymiş peki?

-Bir amaçları yok gibi görünüyor…

-Sanmam. Amaçsız hiçbir eylem olmaz.

Özel Kuvvetler yüzbaşısı ayakları üzerinde yükselip, geri indi. Gözlerini Serdar’a dikerek yanıtladı.

-Amaçları öğrencileri öldürmek o zaman!

Serdar, yüzünü kaşıdı.

-O zaman içeri girelim. Başka çaremiz görünmüyor. Adamlar ikna olacak gibi değiller.

-Olur. Adamlarınızın en iyilerinden beş tane seçin.

-Az deÄŸil miyiz?

Yüzbaşı belindeki kılıfı okşadı.

-Fazlayız bile…

Serdar hızla beş adam seçti. Özel Kuvvetler subayları silahlarını çıkardılar. Hücum yeleklerini giyindiler.

-Hazır mıyız? Dedi üsteğmen.

-Evet diyerek başını salladı Serdar.

Hızla yerlerinden fırladılar. Hakan yüzbaşı tüfeğinin namlusu ile kapıyı işaret etti. Serdar, kapıya yaklaşırken okulun pencerelerinden ateş açıldı. Kapıyı tekme ile açan Özel Harekat görevlisinin ardından tüm operasyon ekibi içeri girdi. İlk merdivenlerde gördükleri teröriste toplu ateş açtılar. Adam delik deşik olarak merdivenlerde yuvarlandı. Tim hızla ilerlemeye devam ediyordu. Ana koridorda Hakan, yanına iki Özel Harekat polisi alarak sağ taraftaki sınıflara doğru ilerlemeye başladı. Serdar ve diğer polisler sol taraftaki sınıflara yöneldiler. Yüzbaşı Hakan, sınıfları kontrol ederken birkaç teröristle karşılaştı. Silahlar acıma duygusu olmadan konuştu. Yollarına devam ettiler. Son sınıfın kapısına geldiklerinde içeriden bir silah sesi duyuldu. Ardından tiz bir feryat. Hakan içeri daldı. Bir terörist, öğrencilerden birisini kafasından vurmuş, bir diğerinin başına silahın namlusunu doğrultmuştu. Hakan tereddütsüz ateş etti. Teröristin kafası, çarpan mermi ile darmadağın oldu. Kafasına silah doğrultulan öğrenci, ilk önce sarsıldı. Ardından hıçkırarak ağlamaya başladı. Hakan, bu sahnelere alışkındı. Ama garibine gitmişti. Genci kolundan sıkıca kavradı.

-Kaçıncı sınıftasın?

-Lise üç…

-Peki arkadaşının intikamını almak ister misin?

Genç, gözlerini silerek gözlerini Hakan’a çevirdi.

-Sahiden… Bunu sağlar mısın?

Hakan gülümsedi.

-Evet. Sana söz veriyorum. Bunu yapacaksın…

Okulda bir öğrenci ölmüştü. Zaten tatil dönemine girildiği için, okulda öğrenci bulmak zordu. Hakan, çocuğun ev adresini ve telefon numarasını aldı. Polisler artık tam kontrolü sağlamıştı. Hakan, elinde telsizi ile emirler yağdıran Serdar’a yaklaştı.

-Biz gidiyoruz arkadaş…

Serdar şaşırdı.

-Ne kadar durdunuz ki gidiyorsunuz?

-Fazla bile durduk. Dedi Hakan sırıtarak.

Okulun bahçesine park ettikleri siyah Toyota araca binerek uzaklaştılar.

Serdar, arkalarından bir süre baktı. Ardından elini sallayıp işlerine devam etti. Hakan ise cebinden çıkardığı kâğıdı bir daha okudu.

-Mehmet Yiğit…

Ardından aracı süren üsteğmen Ahmet’e döndü.

-Ne dersin? Özel Kuvvetler eğitimini kaldırabilir mi?

Ahmet,duygusuzca cevapladı.

-İnsan, dünyadaki en yetenekli ve tek savaş aracıdır!

Araç şehrin sokaklarında kaybolup gitmişti…