<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SAT Komando.Com &#124; Özel Kuvvetler Grup Komutanlığı &#124; Özel Kuvvetler &#124; SAT &#38; SAS Komandoları &#187; Şeref ve Cesaret Romanı</title>
	<atom:link href="http://www.satkomando.com/category/seref-ve-cesaret-romani/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.satkomando.com</link>
	<description>Şeref ve Cesaret &#124; Ölümsüz Akıncılar &#124; Özel Kuvvetler &#124; Özel Harekat &#124; Askeri Romanlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Jun 2010 17:41:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 24</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-24.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-24.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 13:51:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=54</guid>
		<description><![CDATA[Bedeller ödeniyordu birer birer. Sıra Yalnız Tilki’deydi. Ölüm sırası… Umursamıyordu ölmeyi. Öğlen vakitleriydi. Yalnız Tilki,salonda oturuyordu. Bir put gibi hareketsiz. Camı kırarak içeri düşen bir sis bombası onu yerinden fırlatmaya yetti. Koşarak cephaneliğe girdi Yalnız Tilki. Ölürken en azından birkaçını daha gebertmeyi düşünüyordu. Bir gaz maskesi geçirdi yüzüne.
Duvardan iki tabanca indirdi. Şarjörlerini cebine doldurdu. İki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bedeller ödeniyordu birer birer. Sıra Yalnız Tilki’deydi. Ölüm sırası… Umursamıyordu ölmeyi. Öğlen vakitleriydi. Yalnız Tilki,salonda oturuyordu. Bir put gibi hareketsiz. Camı kırarak içeri düşen bir sis bombası onu yerinden fırlatmaya yetti. Koşarak cephaneliğe girdi Yalnız Tilki. Ölürken en azından birkaçını daha gebertmeyi düşünüyordu. Bir gaz maskesi geçirdi yüzüne.</p>
<p>Duvardan iki tabanca indirdi. Şarjörlerini cebine doldurdu. İki tane de Uzi aldı. Koltuk altlarındaki kılıflara yerleştirdi.</p>
<p>İçinden söyleniyordu. “Böyle mi olmalıydı?” Pencere önünden kendini gösterince içeri kurşun yağdı. Polis kıyafeti giyinmişlerdi. Belki gerçekten polis memuruydular. Yalnız Tilki bunlardan hiç birini düşünmedi. Tabancası aralıksız bir şekilde konuştu. Adamların yere düştüğünü görmüştü. Koşarak evin kapısını açtı. Ve sokağa doğru fırladı. Sokağın başında şarjör değişti. Arkasından koşanlara mermi yağdırdı. Ölümcül bir kovalamaca başlamıştı artık. Yalnız Tilki geçmişini hatırladı. Hızlı koşmaya kendini zamanında alıştırmıştı. Bacaklarına bir çimdik attı. Ve hızını artırarak koşmaya başladı. Önünde iki adam daha belirmişti. Onlara ateş etti. Sonradan gelen üçüncüye nişan alırken,bir silah patladı. Yalnız Tilki’nin bedeni baştan aşağı sarsıldı. Vurulmuştu. Koşamıyordu artık. Silahlar ardı ardına patlamaya devam ettiler. Yalnız Tilki hala ayaktaydı. Tabancasını havada kalkık tutmaya çalışıyordu. Karnından kanlar boşalıyordu yere. Ayakta daha fazla duramadı. Yere devrildi. Başından kamuflajlı kepi düşmüş,toza bulanmıştı. Yalnız Tilki,kendini zorladı. Kepi asfalttan alıp başına geri taktı. O sırada başında maskeli bir adam belirmişti. Elinde bir tabanca tutuyordu. Yalnız Tilki,öleceğini bile bile sırıttı. Adam tabancası ile nişan aldı. O sırada bir silah patladı. Adam yere serildi. Siyah bir Vito’dan çıkan çelek yelekli istihbaratçılar maskeli adamlara kurşun yağdırdılar. İkisi koşarak Yalnız Tilki’nin başına eğildi. Yalnız Tilki,ağzından akan kanlara aldırmadan konuşmaya çalıştı.</p>
<p>-Geldiniz ha? Geldiniz!</p>
<p>-Tamam koçum. Birazdan seni buradan çıkaracağız. Dayan koçum.</p>
<p>Yalnız Tilki’yi kucaklayarak Vito’ya uzattılar. Araç hızla hareket etti. Aracın telsizi öttü.</p>
<p>-Yalnız Tilki kod adlı arkadaşı aldınız mı?</p>
<p>-Aldık efendim.</p>
<p>-Tamam. Üniversite hastanesi. Ön tarafta bekliyor olacağız.</p>
<p>-Anlaşıldı.</p>
<p>Vito,üniversite hastanesinin önünde durdu. Kapının önünde silahları ile bekleyen istihbaratçılar,sedye getirdiler. Yalnız Tilki,elini kalbinin üzerine koymuştu. Hemen ameliyat odasına alındı Yalnız Tilki. Ölüm baş ucuna pusu kurmuştu…</p>
<p>Ameliyathanenin önünde beş istihbaratçı yürüyorlardı. Ellerinde sigaraları,durmadan içlerine çekiyorlardı dumanı. Kendilerini uyarmaya çalışan doktorları terslemişler,bir hemşireye silah çekmişlerdi. Hepsinin kulağı,içeriden gelecek sese odaklanmıştı.</p>
<p>Yeşil kıyafete bürünmüş olan doktor,maskesini yüzünden çıkarırken kısık sesle mırıldandı.</p>
<p>-Kurtuldu…</p>
<p>Yalnız Tilki kendine geldiğinde bembeyaz bir yatağın içinde yatıyordu. İlk önce hayal olduğunu zannetti. Ardından gerçeğin farkına vardı. Odasının kapısı açıldı. İçeri kamuflaj kıyafeti girmiş bir subay girdi. Yatağa doğru yürüdü.</p>
<p>-Geçmiş olsun. Ben yeni İstihbarat Sorumlusuyum.</p>
<p>Yalnız Tilki,güçlükle cevapladı.</p>
<p>-Teşekkür… Teşekkür ederim.</p>
<p>-Ben de emanetiniz vardı da. Onu vermeye gelmiştim.</p>
<p>Bir çırpıda çantasını açtı. İçinden çıkardığı tabancayı,namlusundan tutup Yalnız Tilki’ye uzattı. Yalnız Tilki,tabancasını eline aldı. Hesaplar henüz kapatılmamıştı. Ancak elbet bir gün kapanacaktı. Er ya da geç… Şehitlerin kanı yerde kalmayacak,hainler cezalandırılacaktı…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-24.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 23</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-23.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-23.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 13:48:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=52</guid>
		<description><![CDATA[Yalnız Tilki,bir çatıdaydı. Elindeki çantasını açtı. Tüfeği ve notebooku çıkardı. Notebooku açtı. Elinde uzak ağlara bağlanmayı sağlayan özel bir yazılım vardı. Karşısında ünlü bir iş adamının ofisi duruyordu. Program,bir ağ bulmuştu. Yalnız Tilki,bağlantı isteği gönderdi.Şifre istiyordu. Yalnız Tilki,ikinci bir program çalıştırdı. Bu bir kriptoloji programıydı. Bir çok uzun ve anlamsız harf dizilimlerinden oluşan şifreleri çözebiliyordu. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnız Tilki,bir çatıdaydı. Elindeki çantasını açtı. Tüfeği ve notebooku çıkardı. Notebooku açtı. Elinde uzak ağlara bağlanmayı sağlayan özel bir yazılım vardı. Karşısında ünlü bir iş adamının ofisi duruyordu. Program,bir ağ bulmuştu. Yalnız Tilki,bağlantı isteği gönderdi.Şifre istiyordu. Yalnız Tilki,ikinci bir program çalıştırdı. Bu bir kriptoloji programıydı. Bir çok uzun ve anlamsız harf dizilimlerinden oluşan şifreleri çözebiliyordu. İki dakika sonra program şifreyi ekrana yansıttı. Yalnız Tilki,şifreyi görünce kendine küfretti. Bu fabrikanın adıydı.</p>
<p>Yalnız Tilki,ağa bağlanınca hemen ofisin ana bilgisayarına girdi. Buradan ofisin her şeyi ayarlanıyordu. Doğalgaz ısı seviyesi,klima seviyesi,ışıkların parlaklığı…</p>
<p>Yalnız Tilki,ilk önce ısıyı yükseltti. Ardından klimaları pasifleştirdi.</p>
<p>Şimdi sıra beklemedeydi. Ofisin camları kurşun geçirmezdi. Yalnız Tilki,iş adamının bunalacağını ve camı açacağını umuyordu…</p>
<p>Umudu gerçek oldu. İş adamı geldi ve pencereyi açtı.</p>
<p>Şimdi söz sırası Cemil’in Dragunav tüfeğindeydi. Yalnız Tilki,dürbündeki artı işaretini yavaşça hedefine getirdi. Hava durgundu. Yani rüzgar saptırması da olmayacaktı.</p>
<p>Bir silah sesi duyuldu. İş adamı Halil Bey’in kafası parçalanmış ve parçalar etrafa dağılmıştı. Açık olan bilgisayarının monitöründe bir yazı göze çarpıyordu.</p>
<p>“Şeref ve Cesaret”!</p>
<p>Yalnız Tilki,malzemelerini topladı. Ve Cemil’in evine geri döndü.Tüm görevleri başarmış,arkadaşlarının kanını yerde bırakmamıştı.</p>
<p>Televizyonlar konuşuyor,hiç susmuyordu.</p>
<p>“İş adamının,albayı şehit edenlere para verdiği doğru mudur? İşte adamlar oturmuş vatanı,milleti satmış.”</p>
<p>Böyle diyordu bir yorumcu…</p>
<p>Yalnız Tilki,son görevi hatırladı. Cemil’in mezarına gidecek ve tekmil verecekti. Kahverengi botlarını giyindi. Mavi yağmurluğunu üzerine geçirdi. Ve soluğu mezarlıkta aldı. Cemil ile albay,yan yanaydılar. Yalnız Tilki,dudaklarını ısırdı.</p>
<p>-Komutanım. Şeref ve Cesaretle geldim komutanım. Kanınızı yerde bırakmadım komutanım.</p>
<p>Sağ elini kamuflajlı kepinin,tereğine götürdü Yalnız Tilki. Tüm vücudu sarsılıyordu. İki damla gözyaşı Cemil’in mezar toprağına düştü. Ardından bir yenisi daha…</p>
<p>Yalnız Tilki,mezarın başında sarsılarak ağlıyordu. Omzuna bir el dokundu. Başını çevirecek gücü kendinde hissedemedi Yalnız Tilki. Sadece sorabildi.</p>
<p>-Kimsin?</p>
<p>-Benim. İlker. Dedi arkasındaki gölge.</p>
<p>-Ve benim Ertuğrul.</p>
<p>Yalnız Tilki,rüyada gibiydi.</p>
<p>-Haydi hep birlikte dua edelim.</p>
<p>Üç arkadaş ellerini semaya kaldırdılar. Bir müddet sonra indirdiler ellerini. Mezarlıktan çıkarken,Yalnız Tilki,sordu.</p>
<p>-Niçin geldin?</p>
<p>-Arkadaşımı ziyarete geldim. Son anlarında yanında olamadım. Bu da Ertuğrul. Stratejisttir. Kuzey Irak operasyonunu o planladı.</p>
<p>-Memnun oldum.</p>
<p>-Ben memnun oldum. Sizin gibi birisi ile tanıştığım için.</p>
<p>Şehitlikten gölgeler fırladı. Ellerinde silahları ile ateş yağdırdılar.İlker yere yuvarlandı. Ardından Ertuğrul ve Yalnız Tilki.</p>
<p>Suikastçılar koşarak uzaklaştılar. Yalnız Tilki yavaşça kalktı.</p>
<p>-Komutanım,komutanım. Ses yoktu. İlker ve Ertuğrul şehit olmuştu. Yalnız Tilki,dişlerini sıktı.O sıralarda Kuzey Irak’ta Türk bayrağı dalgalanıyordu semada…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-23.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 22</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-22.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-22.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:29:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=50</guid>
		<description><![CDATA[Gazeteci Rıfat’ın bu gün keyfi yerinde değildi. Öldürülen şahıs hakkında yaptığı haber sonrası polis ifadesini almak için gelmişti. Bereket ki birkaç tanıdığı vardı. Paçayı yine sıyırmıştı. Bilgisayarının klavyesine gömüldü ve yeni köşe yazısını hazırlamaya başladı.
Yalnız Tilki,gazete binasının önünde durdu. İki katlı bir yerdi burası. Cebindeki sis bombasının pimini sıkıca tuttu. İçeri girdi. Karşısında genç bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci Rıfat’ın bu gün keyfi yerinde değildi. Öldürülen şahıs hakkında yaptığı haber sonrası polis ifadesini almak için gelmişti. Bereket ki birkaç tanıdığı vardı. Paçayı yine sıyırmıştı. Bilgisayarının klavyesine gömüldü ve yeni köşe yazısını hazırlamaya başladı.</p>
<p>Yalnız Tilki,gazete binasının önünde durdu. İki katlı bir yerdi burası. Cebindeki sis bombasının pimini sıkıca tuttu. İçeri girdi. Karşısında genç bir güvenlik elemanı duruyordu.</p>
<p>-Kusura bakmayın üzerinizi arayabilir miyim?</p>
<p>Yalnız Tilki,bunu beklemiyordu.</p>
<p>-Efendim anlayamadım?</p>
<p>-Üzerinizi aramam gerekiyor da.</p>
<p>-Ne gerek var? İlan vermeye gelmiştim.</p>
<p>-Ne için gelirseniz gelin,aramak zorundayım.</p>
<p>Yalnız Tilki,başını salladı.</p>
<p>-Kendin kaybettin yiğidim.</p>
<p>Ardından hızla Uzilerden birisini çıkardı. Şarjörü güvenlikçiye boşalttı. Uziyi öteki eline alıp,cebindeki sis bombasını güvenlikçilerin bulunduğu odaya fırlattı. Ve hızla merdivenleri çıkmaya başladı…</p>
<p>Rıfat, silah seslerini duyunca telaşlandı. Çekmecesindeki tabancasını çıkarmak için eğildi. Kalktığında başında bir genç duruyordu. Elinde ise bir otomatik tüfek.</p>
<p>-Yapma.Acı bana… diyebildi.</p>
<p>Yalnız Tilki sırıttı.</p>
<p>-Şu kağıda “Şeref ve Cesaret” yaz bakalım.</p>
<p>Rıfat hemen yazıverdi. Yalnız Tilki de beklemedi. Bir şarjör de Rıfat’a boşalttı. Dışarıdan polis sirenleri duyuluyordu. Pencereden aşağı baktı. Birkaç polis içeri giriyordu. Hemen beynini çalıştırdı. Rıfat’ı tutarak dışarı çıkardı. Koridorda polislerle karşı karşıya geldi. Çılgınca bağırdı.</p>
<p>-Amcam! Amcamı vurdular! Nerdesiniz,nerde bu millet? İnsanlık nerde?</p>
<p>Polislerden birisi onu sakinleştirmeye çalıştı.</p>
<p>-Sakin ol delikanlı. Sakin ol. Hadi amcanı götürelim hastaneye. Yaşıyor hem bak.</p>
<p>Yalnız Tilki,küfretti.</p>
<p>-Hadi ulan ordan.</p>
<p>İstediğini yapmış,polisleri yeterince uyutmuştu. Rıfat’ı bırakıp,birkaç tekme savurdu onlara. Ardından hızla koşmaya başladı. Bir polis daha tırmanıyordu.</p>
<p>-Abi abi. Yukarıda abi! Diye bağırdı.</p>
<p>Polis hızla yanından geçerken,Yalnız Tilki caddede kayıplara karışmıştı…</p>
<p>Televizyon haberleri ürkütücüydü.</p>
<p>“Evet sayın izleyiciler,bu gün vurulan R.Ş’nin masasının üzerinde “Şeref ve Cesaret”yazılı bir kağıt bulundu. Biliyorsunuz ki geçen günlerdeki bir cinayette de bu kelime kullanılmıştı”</p>
<p>“R.Ş’nin bir takım yurt dışı istihbarat örgütleriyle bilgi alışverişinde bulunduğu bilgisayarındaki dosyalarla doğrulandı. Sivas’ta yapılan bir takım provokasyonlarda R.Ş’nin de desteğinin olduğu anlaşıldı.”</p>
<p>Yalnız Tilki,televizyonu kapattı. Saçlarını kaşıdı. Son hedefi de temizledikten sonra işi bitiriyordu. Cephanelikten Cemil’in Dragunav keskin nişancı tüfeğini aldı. Bir de on inçlik laptopunu. Son hedef büyük balıktı…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-22.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 21</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-21.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-21.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:28:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=48</guid>
		<description><![CDATA[Mahalle bakkalı Süleyman,dükkanını erken açmayı severdi. Sabahın erken saatlerinde gelir,ekmek getirecek olan kamyonu bekler,ekmeğini alır,raflara dizer ve koltuğuna keyifle kurularak müşterilerini beklerdi. Mahallede tanınmamasına rağmen kısa süre içerisinde sevilmişti. En azından veresiyelerini vaktinde vermeyen adamlara dik dik bakmıyordu,öteki bakkal gibi. Bununla beraber,çocuklara iyi davranıyor,fırsat buldukça başlarını okşuyordu.
Tüm bunlar onun sevilen bir bakkal olmasını sağlamıştı. Saatine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mahalle bakkalı Süleyman,dükkanını erken açmayı severdi. Sabahın erken saatlerinde gelir,ekmek getirecek olan kamyonu bekler,ekmeğini alır,raflara dizer ve koltuğuna keyifle kurularak müşterilerini beklerdi. Mahallede tanınmamasına rağmen kısa süre içerisinde sevilmişti. En azından veresiyelerini vaktinde vermeyen adamlara dik dik bakmıyordu,öteki bakkal gibi. Bununla beraber,çocuklara iyi davranıyor,fırsat buldukça başlarını okşuyordu.</p>
<p>Tüm bunlar onun sevilen bir bakkal olmasını sağlamıştı. Saatine baktı. Ekmek kamyonunun gelmesine yarım saat vardı.</p>
<p>O saatlerde Yalnız Tilki de uyanıktı. Ekmek fabrikasına erken saatlerde gelmiş,şoförün ekmekleri yerleştirmesini beklemiş ve şoför gittikten sonra kamyonun kasasına yerleşmişti. Elinde Barettası kamyonun harekete geçmesini bekliyordu. Şoför sigarasını yaktı ve kamyonu çalıştırdı. Yalnız Tilki’nin yüzünde bir sırıtış meydana geldi. İşler yolunda gidiyordu…</p>
<p>Süleyman,ekmek arabasının sesini uzaktan tanırdı. Her seferinde sesini duyar,dükkanın önüne gelir,ilk önce şoförden faturasını alır,sonra ekmek kasalarını çıkarırdı kamyondan. İşte yine geliyordu kamyon… Dükkanın önüne çıktı. Kamyon yavaşça durdu. Şoför:</p>
<p>-Süleyman abi,buyur faturan. Diyerek bir kağıt uzattı. Süleyman,kağıdı cebine soktu. Ardından kamyonun kasasına yöneldi. Kapıyı açtığında karşısında bir genç duruyordu. Başına kamuflajlı bir kep takmıştı. Elinde bir tabanca tutuyordu. Gözleri dehşetle büyüdü…</p>
<p>Yalnız Tilki,gülümsedi.Silahını ateşledi üç kere. Kurşunlar,Süleyman’ın göğsüne saplanmıştı. Bir süre ayakta kalmaya çabaladı Süleyman. Yalnız Tilki,bir daha ateşledi silahını.Süleyman yere devrildi.</p>
<p>Şoför dikiz aynasından onun yere devrildiğini görmüştü. Kapıyı açıp aşağıya indi.</p>
<p>-Süleyman abi.Süleyman abi ne oldu?</p>
<p>Göğsüne yediği iki kurşun onu da susturmaya yetti. Yalnız Tilki,yerde yatanlara nefretle baktı. Ekmek kasalarından birini aşağı indirdi. En üstteki ekmeklerden birisinin arkasını çevirdi.</p>
<p>Ekmeğin arkasına tahta kalemi ile “Şeref ve Cesaret” yazılmıştı…</p>
<p>Yalnız Tilki,koşarak orayı terk etti. İlk hedefin defteri dürülmüştü…</p>
<p>Cemil’in evine gelince yatağa uzandı. Güzel bir uykuyu hak etmişti.</p>
<p>Kalktığında televizyonu açtı. Tüm haberlerde Süleyman vardı.</p>
<p>“Sevgili izleyiciler,mahalle bakkalı olduğu öne sürülen S.A’nın, dükkanında, Sivas’ta bir albaya düzenlenen suikastta kullanılan silahlar bulundu.”</p>
<p>“S.A,kimliği belirsiz kişilerce vuruldu. Olayın iç yüzü araştırılıyor.”</p>
<p>Yalnız Tilki,bir kahkaha patlattı. Ardından Cemil’i hatırladı. Anlaşılan o tüm hedefleri belirlemişti.</p>
<p>Şimdi sıra ikinci şanslı kişideydi. Cephaneliğe bir daha girdi. İsmi okudu. Ardından duvardan iki Uzi ve birkaç tane sis bombası aldı. İkinci hedefi kötü sürprizler bekliyordu…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-21.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 20</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-20.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-20.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:27:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=46</guid>
		<description><![CDATA[Cemil ve Yalnız Tilki,Sivas’taki istihbarat bürosunda yalnızdılar. Cemil,bir müddet bilgisayar ile uğraştı. Ardından Yalnız Tilki’ye döndü.
-Tilki,düşünüyorum da ikimizden birisi ölecek.
-Allah vermesin komutanım. Onca peşmerge bir şey yapamadı,bunlar mı yapacak?
-Şimdi laf çorbasını bırak,beni dinle. Eğer birimiz ölürse,sağ kalan tüm hedefleri temizleyecek. Gerekirse bu yolda ölecek.
-Tamam. Buna dünden razıyım.
-Güzel. Yarın albayın cenaze töreni var.
-Biliyorum.
-Cenaze töreninden sonra,işe başlayacağız.Ben [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cemil ve Yalnız Tilki,Sivas’taki istihbarat bürosunda yalnızdılar. Cemil,bir müddet bilgisayar ile uğraştı. Ardından Yalnız Tilki’ye döndü.</p>
<p>-Tilki,düşünüyorum da ikimizden birisi ölecek.</p>
<p>-Allah vermesin komutanım. Onca peşmerge bir şey yapamadı,bunlar mı yapacak?</p>
<p>-Şimdi laf çorbasını bırak,beni dinle. Eğer birimiz ölürse,sağ kalan tüm hedefleri temizleyecek. Gerekirse bu yolda ölecek.</p>
<p>-Tamam. Buna dünden razıyım.</p>
<p>-Güzel. Yarın albayın cenaze töreni var.</p>
<p>-Biliyorum.</p>
<p>-Cenaze töreninden sonra,işe başlayacağız.Ben de zaten hedefler var. Yapmamız gereken yalnızca onları temizlemek.Şimdi gidip temiz bir uyku çekelim…</p>
<p>Cenaze töreni,şehrin büyük camilerinden biri olan Ulu Camii’nde yapılacaktı. Cemil ve Yalnız Tilki,törene geldiklerinde cemaat kalabalıklaşıyordu. Albayın tabutu,Türk bayrağına sarılmıştı.</p>
<p>O sırada camiyi karşıdan gören çatılardan birinde hareketlilik vardı. Bir gençti bu. Taşıdığı uzun,deri çantayı açtı. İçindeki keskin nişancı tüfeğini çıkardı. Dürbününü yerine monte etti. Şarjörünü teker teker doldurdu. Beş mermi…</p>
<p>Yalnız Tilki,olumsuz bir şeyler olacağını sezinliyordu ufak ufak. Etrafa dikkatlice bakıyor ama bir şey göremiyordu. Her şey normaldi. İmam,mikrofonu açtı. Ve genç,keskin nişancı tüfeğinin tetiğine dokundu. Mermi,havada bir müddet yol aldı. Ve Cemil’in sol tarafından vücuduna isabet etti. Yalnız Tilki,hemen Cemil’i çekti. Ve yerine cemaatten birini itti. Havada uçan ikinci mermi,Yalnız Tilki’nin ittiği adamın başına isabet etti. Cemil,son anlarını yaşıyordu artık. Ağzından akan kanı sildi. Ve konuşmaya başladı.</p>
<p>-Verdiğin sözü tut. Büroda bilgisayarımda her şey kayıtlı. Şifre: Şeref ve Cesaret. Anladın mı? Şeref ve Cesaret. Hepsini temizle Tilki. Birine bile acıma. Sana engel olanları da temizle. Büyük bir ihtimalle onlar da şerefsizdir…</p>
<p>Cemil,kaskatı kaldı. Yalnız Tilki,kucağındaki şehit bedene bir kere daha baktı. Etrafı insanlarla dolmuştu şimdi. İstihbaratçılara bedeni almalarını işaret etti. Ve kalabalıktan sıyrılarak koşmaya başladı. Bir yandan içinden tekrar ediyordu.</p>
<p>-Şeref ve Cesaret. Unutma… Şeref ve Cesaret…</p>
<p>Büronun önüne geldiğinde,etraf kalabalıktı. Yalnız Tilki,onların da arasından geçip,Cemil’in odasına girdi. İşte bilgisayarı duruyordu önünde. Ülkenin geleceği o bilgisayardaydı. Açma düğmesine bastı. Ekranda parola sorma penceresi açıldı.Yalnız Tilki,tereddütsüz “Şeref ve Cesaret” yazdı. Bilgisayar açılmıştı. Tek bir klasör vardı masaüstünde. Şeref ve Cesaret adında…Yalnız Tilki,klasörü açtı. Bir metin belgesi vardı içerisinde… Hemen onu da açtı.</p>
<p>“Yalnız Tilki,bu ekranı gördüğünde,ben şehit olmuş olacağım. Çekmecemi aç. Kırmızı ajandamın arasında bir mikro kart var. Kartı al evime git. her şeyi kart ile açabilirsin. Evin yatak odasındaki dolabın kapağını aç. İçinde bir panel olacak. Sana verdiğim şifreyi gir. Kapı cephaneliğime açılır. Aynı zamanda temizleyeceğin kişilerin de listesine ulaşırsın. Allah yardımcın olsun.”</p>
<p>Yalnız Tilki,bilgisayarı kapatıp,çekmeceyi açtı.Kırmızı ajandayı alıp,büroyu terk etti. Cemil’in evinin önüne vardığında ajandayı hızlıca dalladı. Arasından çıkan kredi kartı büyüklüğündeki kartı kapının önündeki metalik panele doğru tuttu. Kapı açılmıştı. Yalnız Tilki,hızlıca yatak odasına daldı. Dolap hemen önündeydi. Kapağını açtı. Şifre girme paneline “Şeref ve Cesaret” yazdı. Dolabın içerisinden bir kapı daha açıldı önüne. Girdiğinde kendini bir silah fabrikasında sandı Yalnız Tilki. Uzun bir koridordu burası. Duvarlara her markadan tüfekler,tabancalar asılmıştı. Beyaz bir tahtada ise üç isim yazıyordu. Ve altında adresleri. Yalnız Tilki,ilk isimi dikkatlice okudu. Ardından bir Baretta aldı duvardan. Susturucusunu takarken,yüzünden kin ve nefret akıyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-20.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 19</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-19.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-19.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:25:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Sivas Özel Kuvvetler İstihbarat Daire Başkanı endişeliydi. Eline geçen son raporda azami surette dikkatli olması isteniyordu. İsrail istihbaratçılarının kara listesine girmişti. Sivas’ta olacak muhtemel olayları bastırması için Cemil’e izin vermişti. Bunun için öldürülmesi gerekiyordu. Kravatını düzeltti. Tabancasını kılıfına yerleştirdi. Evinden çıktı. Dört motosiklet önde dördü ise konvoyun önündeydi. Ortada ise bir Megane ile kendi makam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sivas <strong>Özel Kuvvetler İstihbarat </strong>Daire Başkanı endişeliydi. Eline geçen son raporda azami surette dikkatli olması isteniyordu. İsrail istihbaratçılarının kara listesine girmişti. Sivas’ta olacak muhtemel olayları bastırması için Cemil’e izin vermişti. Bunun için öldürülmesi gerekiyordu. Kravatını düzeltti. Tabancasını kılıfına yerleştirdi. Evinden çıktı. Dört motosiklet önde dördü ise konvoyun önündeydi. Ortada ise bir Megane ile kendi makam aracı duruyordu. M-16’lı korumalarının arasından geçerek aracına bindi. Kafile hazırdı. İlk önce motosikletler harekete geçtiler. Albay eli çenesinde düşünüyordu. O sırada caddenin kenarında bir gölge belirdi. Elinde tuttuğu nesneyi,motosikletlere fırlattı. Bu bir el bombası idi. Bomba dört motosikletin arasında infilak etti. Bir el bombası daha fırlattı adam. Megane’dan çıkan korumalar infilak ile yere serildiler. Albayın şoförü tüfeğini alıp,araçtan indi. Ve bombayı atan adama ateş açtı. Albay ise direksiyona geçmişti. Aracı çevirdi. Gaza basarken,mermiyi göğsüne yedi. Apartman çatılarından,evlerin pencerelerinden kurşun yağıyordu. Suikastçılar,işlerini işlerini sağlama almak istiyorlardı anlaşılan. Albay,gaza dokunabildi biraz. Araç yol aldı. İşte o anda apartmanlarında kapılarından insanlar fırladı. Sigorta atışları ile geliyorlardı. Yani yakın mesafeden ve ölümcül…</p>
<p>Albay,artık hiçbir şey hissetmiyordu. Suikastçılardan birisi yaklaşıp kapıyı açtı. Ve albayın şahdamarından nabzını kontrol etti. Atmıyordu. Arkadaşlarına döndü. Sağ elini boğazının üzerinde hızla birkaç kere salladı. Hedef yok edilmişti. Suikastçılar koşarak dağıldılar. Uzaktan polis sirenleri duyuluyordu.</p>
<p>Devriye gezen polis ekipleri,manzarayı görünce elleri ayakları birbirine karıştı. Yerler kovan doluydu. Yarım saat sonra MİT müsteşarı geldi. Aracın halini ve albayı görünce,elinde olmadan yanındaki korumasına tutundu. Gaffar Okkan da bu şekilde öldürülmüştü. Sessiz,sakin ve hızlı.</p>
<p>Şimdi ne olacaktı?</p>
<p>Olay yeri inceleme polisleri kovanların Uzi kovanı olduğunu tekrarlayıp duruyorlardı. Evlerin çatılarında Dragunav kovanları bulunmuştu. MİT müsteşarı evlere kinle baktı. Aracına binip,olay yerini terk etti.</p>
<p><strong>Özel Kuvvetler İstihbarat</strong> daire başkanlığı koltuğu artık boştu. Albayın yerine kim geçecekti? Bu sorunun da cevabı hemen bulundu. Cemil! Hem Sivaslıydı. Hem de Sivas’ta bu adamlara karşı operasyonlar yapmıştı.</p>
<p>Ancak şuan Kuzey Irak’taydı. Hemen kriptolu bir mesaj gönderildi. Albayın naaşı ise morga götürüldü.</p>
<p>Mesaj,İlker’e ulaştığında,Cemil yanındaydı. İlker kağıdı hızlı bir şekilde okudu. Ardından Cemil’e uzattı. Cemil okumasını bitirdiğinde yüzü nefretle kırıştı.</p>
<p>-Albayı şehit ettiler. Şimdi sıra bende,öyle ya… Bu işte benim daha çok payım var.</p>
<p>İlker,düşünceliydi.</p>
<p>-Gidecek misin? Öleceğini bile bile?</p>
<p>-Tabii. Bundan daha doğal ne olabilir ki? Gideceğim ve kalan hesapları da tamamlayacağım.</p>
<p>Hızla ayağa kalktı. Ve odadan çıkıp gitti…</p>
<p>Yalnız Tilki,bir tankın dibinde bir şeyler atıştırıyordu. Cemil’in kızgın bir şekilde geldiğini görünce bir şeylerin ters gittiğini anladı.</p>
<p>-Ne oldu komutanım?</p>
<p>-Sivas’ta albayı şehit etmişler. Acilen bizi çağırıyorlar.</p>
<p>Yalnız Tilki küfretti.</p>
<p>-Peki gidecek miyiz?</p>
<p>-Gideceğiz. Sen burada mı kalacaksın?</p>
<p>-Ben de gelirim.</p>
<p>Yalnız Tilki ve Cemil,gelen Skorsky helikoptere bindiler.</p>
<p>Cemil,hesapları bir kez daha karıştırmayı planlıyordu…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-19.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 18</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-18.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-18.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:24:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[Çöl güneşi kavurucuydu. On iki komando tek sıra halinde yürüyorlardı. Mataraları yarılanmıştı. Yüzlerinden terler damlıyordu toprağa. Düşer düşmez,buharlaşıyordu. Yalnız Tilki,terden ıslanmış olan kepini çıkarıp,saçlarını kaşıdı. Elindeki tüfeği,taş gibi ağır geliyordu şimdi.
-Komutanım. Doğru yolda mıyız? Diye bağırdı.
Cemil’in yüzü güneşten kızarmıştı.
-İnan ben de bilmiyorum.
Komandolar gülümsediler. Düşman elinde ölmektense açlıktan,susuzluktan ya da güneş çarpmasından ölmeyi tercih ediyorlardı. İçlerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çöl güneşi kavurucuydu. On iki komando tek sıra halinde yürüyorlardı. Mataraları yarılanmıştı. Yüzlerinden terler damlıyordu toprağa. Düşer düşmez,buharlaşıyordu. Yalnız Tilki,terden ıslanmış olan kepini çıkarıp,saçlarını kaşıdı. Elindeki tüfeği,taş gibi ağır geliyordu şimdi.</p>
<p>-Komutanım. Doğru yolda mıyız? Diye bağırdı.</p>
<p>Cemil’in yüzü güneşten kızarmıştı.</p>
<p>-İnan ben de bilmiyorum.</p>
<p>Komandolar gülümsediler. Düşman elinde ölmektense açlıktan,susuzluktan ya da güneş çarpmasından ölmeyi tercih ediyorlardı. İçlerinden birisi sordu.</p>
<p>-Hiç akbaba da görünmüyor. Gerçi bizim etimizi kim ne yapsın?</p>
<p>Gülümsediler…</p>
<p>Peşmerge müfreze komutanı dürbünü ile bir daha baktı gidenlere. Bir daha saydı. On iki kişiydiler. On iki esir…</p>
<p>Komutanına koştu…</p>
<p>Öte yanda komandolar yürümeye devam ediyorlardı. Yalnız Tilki,uzaklarda beliren toz bulutlarını görünce şaşırdı.</p>
<p>-Bunlar ne ulan?</p>
<p>Cemil,dürbününü gözlerinden indirip cevapladı.</p>
<p>-Atlı peşmergeler…</p>
<p>Yalnız Tilki,bir küfür savurdu. Cemil,elini yatay bir şekilde indirip kaldırdı. Tüm komandolar yere çöktüler. Tüfeklerini hazırladılar. Cemil bağırdı.</p>
<p>-Herkes bir mermi bıraksın şarjöründe. Eğer kaybedersek,herkes birbirini vuracak!</p>
<p>On bir baş aynı anda şevk ile inip kalktı. Atlılar şimdi daha belirgindiler. En öndeki atlı,bağırarak atını koşturuyordu. Yalnız Tilki,kinle dişlerini sıktı.</p>
<p>-Öndeki puştu bana bırakın!</p>
<p>Cemil,elini kuma sertçe vurdu. Bu ateş serbest demekti.Komandolar ateşe başladılar. Cemil,bağırdı.</p>
<p>-Toplu durmayın. Dağılarak ateş edin!</p>
<p>Komandolar,üstlerine çılgınca gelen atlılara ateş yağdırıyorlardı. Vurulan atlar,binicilerini üzerlerinden savuruyorlardı. Atlılardan birisi,sıkıca nişan alıp,tüfeğini ateşledi. Komandolardan birisi sıcak kumların üzerine yuvarlandı. Cemil, komandonun vurulduğunu görünce deliler gibi atıldı. Peşmergeler verdikleri kayıplara rağmen,saldırmaya devam ediyorlardı. Bir komando,yüzüne yediği bir at çiftesi ile yere yıkıldı. Üzerinden geçen atların altında bağırarak can verdi. Sayılar azalan komandolar,omuzlarını birbirlerine verdiler. Bir yandan ateş ediyorlar,bir yandan birbirlerini cesaretlendirecek sözler söylüyorlardı.</p>
<p>Peşmergeler başaramayacaklarını anlamışlardı. Atlarının başlarını çevirdiler ve kaçmaya başladılar. Yalnız Tilki,arkalarından çılgınca ateş etmeye başladı.Bir peşmerge vurularak,atından aşağı yuvarlandı.</p>
<p>İşte o anda kaçan atlıların ortasında,bir top mermisi infilak etti.Atlılar dört bir yana savruldular.</p>
<p>Yalnız Tilki:</p>
<p>-Tanklar! Tanklarımız geliyor.</p>
<p>Türk tanklarıydı bunlar. Muazzam kaleler gibi geliyorlardı.Cemil,göğsünün üzerindeki cebinden bir Türk bayrağı çıkardı. Tüfeğinin namlusuna taktı ve çılgınca sallamaya başladı.</p>
<p>Üzeri açık bir çöl cipi onlara doğru geliyordu. Minik sancağındaki Türk bayrağı,rüzgarın ve hızın etkisiyle sağa sola hızla savruluyordu. Gelen,İlker’di. Cemil,selama durdu. Hep birlikte cipe doluştular. Cemil ise sessiz sedasız şükrediyordu Allah’a… Allah bir kez daha onu bağışlamıştı…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-18.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 17</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-17.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-17.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:23:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Yalnız Tilki,elinde eski model bir amerikan tüfeği ile oturuyordu. Cemil ve Hüseyin Ağa karşısındaydı.
-Şimdi,elimizdeki bu silahlarla,onları oyalayabilir miyiz?
-Tabii. Neden olmasın?
Yalnız Tilki ,oturduğu yerden kalkıp biraz dolaştı. Sonra yeniden dönüp oturdu.
Cemil ve emrindeki komandolar keşif için görevlendirilmişlerdi. Keşifte uğradıkları saldırıdan sonra bu Türkmen köyüne sığınmışlardı. Cephaneleri tükendiği için,Türkmenlerin elinde bulunan 2.Dünya Savaşı’ndan kalma silah ve cephaneleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnız Tilki,elinde eski model bir amerikan tüfeği ile oturuyordu. Cemil ve Hüseyin Ağa karşısındaydı.</p>
<p>-Şimdi,elimizdeki bu silahlarla,onları oyalayabilir miyiz?</p>
<p>-Tabii. Neden olmasın?</p>
<p>Yalnız Tilki ,oturduğu yerden kalkıp biraz dolaştı. Sonra yeniden dönüp oturdu.</p>
<p>Cemil ve emrindeki komandolar keşif için görevlendirilmişlerdi. Keşifte uğradıkları saldırıdan sonra bu Türkmen köyüne sığınmışlardı. Cephaneleri tükendiği için,Türkmenlerin elinde bulunan 2.Dünya Savaşı’ndan kalma silah ve cephaneleri almışlardı. Şimdi olası bir peşmerge saldırı karşısında zor durumdaydılar.</p>
<p>Yalnız Tilki,köyü baştan aşağı dolaştı. Savunulması kolaydı. Ancak eğer düşman köye girerse bir daha atamazlardı. Fikirlerini Cemil ile paylaştı. Cemil,düşünceliydi.</p>
<p>-Doğrusun. Diyebildi sadece.</p>
<p>Gece karanlığında küçük ateşler yakmışlardı. Ateşin gölgeleri yüzlerine vurduğunda,herkesin kini ve nefreti anlaşılabiliyordu.</p>
<p>-Peki, zırhlı birlikler imdadımıza ne zaman yetişir?</p>
<p>-Belki hemen,belki bir hafta sonra.</p>
<p>Cemil,bir kahkaha attı. Yalnız Tilki gülmek için kendini zorladı. Gülemedi. Bir süre sonra ateşin başında derin bir uykuya daldı…</p>
<p>Sabahın erken saatlerinde silah sesleri duyulmaya başladı Yalnız Tilki. Bir çırpıda yerinden fırladı.</p>
<p>-Neler oluyor?</p>
<p>-Peşmergeler saldırdı. Diye cevapladı bir komando.</p>
<p>Yalnız Tilki,tüfeğini kontrol etti. Yarı otomatik M1 tüfeği,8 mermi alıyordu. 5 şarjörü vardı. Buda 40 mermisi olduğu anlamına geliyordu. Köyün girişine koştu. Aynı anda karşısında makineli tüfekler konuştu. Yalnız Tilki,kendini bir yıkıntının dibine attı. Peşmergeler,geliyorlardı. Cipler,kamyonlar…</p>
<p>Yalnız Tilki,Cemil’i gördü. Hüseyin Ağa ile beraber ateş ediyorlardı peşmergelere. Tüfeğinin dipçiğini omzunda sabitledi. Gözlerini kıstı. Birkaç el ateş etti. Cemil,onun ateş ettiğini görünce bağırdı.</p>
<p>-Sol tarafa. Sol tarafa ateş aç!</p>
<p>Yalnız Tilki,başını salladı. Konumunu düzeltti. Şimdi sol tarafa daha çok hakimdi. Tüfeğini bir kez daha uzattı. Aynı anda birkaç mermi önünden sekti.</p>
<p>-Keskin nişancı! Diye tısladı Yalnız Tilki. Ardından galiz bir küfür savurdu.</p>
<p>Siperlendiği binanın etrafını dolandı. Bir daha nişan alıp kurşun yağdırdı düşmanlarına. Şarjörü bitince,geri çekilmek zorunda kaldı. Peşmergeler köyün girişine yaklaşmışlardı. Ancak arkaları,leş doluydu. Cemil,durumlarının zorlaştığının farkındaydı. Hüseyin Ağa’ya bağırdı.</p>
<p>-Ateş ederek geri çekiliyoruz. Haydi!</p>
<p>Siperlendikleri mevziden fırladılar. Peşmergelerin kesif atışı sonucunda Hüseyin Ağa vuruldu. Cemil çevik bacakları sayesinde kendini kurtarmıştı. Bir duvarın dibinden elindeki BAR(Browning Otomatic Rifle) ile nişan aldı. Şarjöründeki yirmi mermiyi de boşalttı.Artık üzerinde cephane namına bir şey kalmamıştı.Yalnız Tilki’ye seslendi.</p>
<p>-Mermin kaç tane kaldı?</p>
<p>-Bitti komutanım. Yaklaşırlarsa dipçik ile haklayabiliriz belki.</p>
<p>Cemil’in aklına bu fikir yatmadı. Dipçik ve otomatik AK-47’ler. Köyün içindeki komandolarda biraz cephane vardı. Ancak düşman köye girmemeliydi. Aklında bir Tarih dersi geldi o anda. Öğretmeni gözünde canlandı.</p>
<p>-Çanakkale Savaşı’nda onların silahları,bizim ise sadece süngü ve dipçiklerimiz vardı. Ama bakın, savaşı biz kazandık. Önemli olan Çanakkale ruhunu yakalamak!</p>
<p>Peşmergeler,köye daha rahat yaklaşıyorlardı artık. Ateş tamamen kesilmişti. Cemil,tüfeğini sıkıca tuttu. Önünden bir peşmergenin geçmesini bekliyordu. Eline bu fırsat birazdan gelecekti. Saklandığı duvarın arkasından bekliyordu. İşte tam yan yanaydılar peşmerge ile şimdi. Cemil,insan üstü bir güçle atıldı. Peşmergenin boynundan tutup,onu yere fırlattı. Ardından tüfeği ile üzerine atıldı. Namlusundan tuttuğu tüfeğinin,metal dipçiğini düşmanının başına vuruyordu.  O sırada bir peşmerge Cemil’e nişan aldı. Yalnız Tilki,bağırarak onun üzerine atıldı. Peşmerge ürkmüştü bu ani sesten. Yalnız Tilki,tüfeği ile peşmergenin elindeki AK-47’ye vurdu. Tüfek yere düştü. Peşmerge de buna mukabil,belindeki bıçağı çekip üzerine atıldı. Yalnız Tilki,güçlü bir fiziğe sahip değildi. Birlikte yere yuvarlandılar. Peşmerge bıçağı kaldırıp,Yalnız Tilki’ye saplayacakken,Yalnız Tilki meşhur kahverengi postalları ile peşmergenin kasıklarına müthiş bir tekme savurdu. Peşmerge kasıklarını tutarak geri çekilirken,Yalnız Tilki yerdeki tüfeğe atıldı. Bir çırpıda kaldırıp,ateş etti. Peşmerge boş bir çuval gibi önüne serildi.</p>
<p>Cemil de rakibinin kafasını parçalamış,tüfeğini eline almıştı. Köy içerisinde boğaz boğaza mücadeleler başlamıştı. Dipçikler mütemadiyen savruluyor,dağılan kafalardan kanlar fışkırıyordu.</p>
<p>Peşmergeler bitip tükenmek bilmeyen bir sel gibi geliyorlardı. Türk komandoları bazen beşe tek mücadele etmek zorunda kalıyordu.</p>
<p>Komandoların sayısı gittikçe azalıyordu.</p>
<p>O sırada bir helikopter sesi duyuldu. Cemil,rüyadaymış gibi sanıyordu kendisini. Hayır bu rüya değildi. Bir savaş helikopteri peşmergeleri tarıyordu.</p>
<p>Bir müddet sonra helikopter yere indi. İçinden kısa sakallı üç asker indi.</p>
<p>Cemil,sağ omuzlarındaki bayrağa uzun uzun baktı. İran bayrağıydı bu.</p>
<p>-Selamün Aleyküm.</p>
<p>-Aleyküm Selam. Dedi Cemil. Şaşkındı.</p>
<p>-Can you speak English?(İngilizce konuşabiliyor musun?)</p>
<p>-Yeah. I am in <strong>Turkish Special Forces</strong>.(Evet. Ben Türk Özel Kuvvetlerindenim.)</p>
<p>-Yes,we know. We heard gun sounds. And understand your situation.(Evet biliyoruz. Silah seslerini duyduk ve durumunuzu anladık)</p>
<p>-Thanks for everything.(Her şey için teşekkür ederim)</p>
<p>-Not important. You are our brothers.(Önemli değil. Sizler bizim kardeşlerimizsiniz.)</p>
<p>İranlı askerler birkaç sandık indirdiler helikopterlerinden. Ardından helikopterlerine binip havalandılar.</p>
<p>Yalnız Tilki merakla açtı sandıklardan birisini. Ağzına kadar M-16 doluydu.</p>
<p>-Şu İranlılar mert adamlarmış.</p>
<p>Kimse cevap vermedi. Komandolar silahları denediler. Hepsi çalışıyordu. Cemil,görünmeyen helikopterin arkasından bir selam çaktı.</p>
<p>Toplam on iki komando kalmıştı. Cemil ve Yalnız Tilki dahil.</p>
<p>-Azlığız. Dedi Yalnız Tilki.</p>
<p>-Haklısın. Ne yapalım yani? Benim adım Hıdır,elimden gelen budur.</p>
<p>-İlk önce şehitleri gömmeliyiz.</p>
<p>Şehitleri,kıyafetleri ile gömdüler. Cemil,topraktan aldığı teyemmüm ile bir cenaze namazı kıldırdı.</p>
<p>Ardından yola koyulmaya karar verdiler. Yiyecekleri azalmıştı. İlk adımı Cemil attı. Ölümüne bir yolcululuk başlamıştı…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-17.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 16</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-16.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-16.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=38</guid>
		<description><![CDATA[Yalnız Tilki yüzüne yediği tokatla bir daha sarsıldı. Açıkça küfrediyordu başındaki peşmergeye. Ne o kendisini anlıyor, ne de kendisi peşmergeyi.
Peşmerge, adamını konuşturamamanın hıncı ile sürekli tokatlar savururken,Yalnız Tilki,Özel Kuvvetler eğitim kampındaki günlerine dönmüştü. Bir dersin başıydı. Tahtada konu kısmında “İşkence ve Dayanma Teknikleri” yazıyordu. Öğretmenleri konuya daha hiç girmeden,şunu söylemişti.
-Sizler Özel Kuvvetler mensuplarısınız. Ne kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnız Tilki yüzüne yediği tokatla bir daha sarsıldı. Açıkça küfrediyordu başındaki peşmergeye. Ne o kendisini anlıyor, ne de kendisi peşmergeyi.</p>
<p>Peşmerge, adamını konuşturamamanın hıncı ile sürekli tokatlar savururken,Yalnız Tilki,<strong>Özel Kuvvetler</strong> eğitim kampındaki günlerine dönmüştü. Bir dersin başıydı. Tahtada konu kısmında “İşkence ve Dayanma Teknikleri” yazıyordu. Öğretmenleri konuya daha hiç girmeden,şunu söylemişti.</p>
<p>-Sizler <strong>Özel Kuvvetler</strong> mensuplarısınız. Ne kadar kaçsanız, ne kadar kaçınsanız,bir gün işkence göreceksiniz. Şunu unutmayın. Yakalanıp işkence gördüğünüzde,ben sizlerin yanında olacağım. Beni görmeye çalışın.</p>
<p>Yalnız Tilki,hocasının yanında olduğunu hayal etti. Buradaydı işte. Yeşil renkli <strong>Özel Kuvvetler</strong> kepi başında,kendisini seyrediyordu.</p>
<p>Yalnız Tilki,hocası ile göz göze anlaşırken,tokatlar tekmeler yağıyordu üzerine. Ancak o hiçbir darbeyi fark etmiyordu. Bir sandalyeye elleri arkadan bağlanmıştı. Yumruklarını sıktı. Hocası ona taktiklerini veriyordu.</p>
<p>-İşkenceciler,normal bir şekilde dayak atan insanlardan daha çabuk yorulurlar. Çünkü hem elleri çalışmak zorundadır,hem beyinleri… Eğer işinde uzman değilse,karşınızda uykuya bile dalabilir. Çünkü her şeyi düşünmek zorundadır.</p>
<p>Yalnız Tilki,darbelerin şiddetini yitirdiğini fark ediyordu. Hocası ise konuşuyordu beyninde.</p>
<p>-Sinirli insan,açık veren insandır. Açıkları kontrol et. Açıkları kontrol et !</p>
<p>İşkenceci peşmerge yoruldu ve bir sandalye çekip oturdu. Yalnız Tilki, kararını verdi. Ya ölürdü,ya da kurtulurdu. Var gücüyle fırladı. Uzun boyu sayesinde,sandalyeyi kendisi ile beraber kaldırmıştı. Sırtını peşmergeye döndü ve kendini geriye fırlattı. Sandalyenin demir ayakları peşmergenin karnına girmişti. Yalnız Tilki,güç bela peşmergenin belindeki asılı bıçağa uzandı. Bağlarını kesti. Yüzü yanıyordu. Ancak acılara yer vermenin zamanı değildi. Peşmergenin AK-47 tüfeğini aldı. Odadan dışarı çıktı. Bir yandan da karşısına kimsenin çıkmaması için dua ediyordu. Çıkış kapısının önünde iki kişi gördü. Tüfeği yatay tutarak ikisini de hakladı. Binadan dışarı çıktı. İki katlı ev tarzında bir yerdi burası. Kaçması gerekiyordu. Binanın önündeki cipi fark etti. Araca bindi. Anahtar üzerindeydi. Aracı çalıştırdı. O sırada binanın içinden iki peşmerge çıktı. Ellerindeki silahlarla cipe ateş etmeye başladılar. Yalnız Tilki,tüfeği pencereden yatay bir şekilde çıkarıp,ateş açtı. Şarjörü bitince aracı gazladı. Artık silahının mermisi de bitmişti. Bir müddet ilerledikten sonra ileride bir kasabanın olduğunu gördü. Cephanesi yoktu. Ama şansını denemeye karar verdi.</p>
<p>Hüseyin Ağa,köye doğru yaklaşan peşmerge cipini görünce telaşlandı. Türkiye’den gelen komutanlara koştu:</p>
<p>-Komutan,buraya geldiğinizi haber almışlar. Bir cip geliyor!</p>
<p>Cemil,küfretti. Tüfeklerini aldılar…</p>
<p>Yalnız Tilki,karşısındaki adamların komando olduklarını anlamıştı. Aracı durdurup, koşmaya başladı. Bir yandan da:</p>
<p>-Ateş etmeyin! Türk askeriyim! Ateş etmeyin! Diye bağırıyordu.</p>
<p>Cemil,karşısında Yalnız Tilki’yi görünce çok şaşırdı.</p>
<p>-Ulan biz seni öldü biliyorduk?</p>
<p>Yalnız Tilki sırıttı.</p>
<p>-Özel Kuvvetler Kampındaki hocam olmasaydı naneyi yemiştim. Eee? Hadi ben düşmandan kaçtım. Sizin burada ne işiniz var?</p>
<p>-Düşman birliklerini duraklatmak.</p>
<p>Yalnız Tilki,Hüseyin Ağa’ya döndü.</p>
<p>-Abi, bana biraz cephane bul. Hiçbir şey kalmadı.</p>
<p>Hüseyin Ağa ellerini iki yana açtı.</p>
<p>-Bizde de yok ki asker yiğenim… Yalnız Tilki,gözlerini Cemil’e çevirdi. Söz doğruydu…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-16.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 15</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-15.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-15.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:20:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=36</guid>
		<description><![CDATA[Füze gürültüleri,İlker ve askerlerini uyandırmaya yetti. Ayağa fırladılar. Gök ateş kaynıyordu adeta.
Cemil, yavaşça söylendi.
-İşte onlarında büyük operasyonları başlıyor.
O sırada telsizler ötmeye başladı. İlker,telsizin başına koştu.
-Dinlemedeyim.
-İran, İsrail’e saldırdı. Daha fazla durmayın. Bu karmaşıklık arasında hedeflediğimiz sınırlara ulaşın.
-Anlaşıldı efendim. Hemen gereken emirleri vereceğim.
Türk karargahında hareketlilik başladı. Askerler, hazırlanarak getirilen zırhlı araçlara bindiler. Yalnız Tilki,bu sefer kendine gelmişti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Füze gürültüleri,İlker ve askerlerini uyandırmaya yetti. Ayağa fırladılar. Gök ateş kaynıyordu adeta.</p>
<p>Cemil, yavaşça söylendi.</p>
<p>-İşte onlarında büyük operasyonları başlıyor.</p>
<p>O sırada telsizler ötmeye başladı. İlker,telsizin başına koştu.</p>
<p>-Dinlemedeyim.</p>
<p>-İran, İsrail’e saldırdı. Daha fazla durmayın. Bu karmaşıklık arasında hedeflediğimiz sınırlara ulaşın.</p>
<p>-Anlaşıldı efendim. Hemen gereken emirleri vereceğim.</p>
<p>Türk karargahında hareketlilik başladı. Askerler, hazırlanarak getirilen zırhlı araçlara bindiler. Yalnız Tilki,bu sefer kendine gelmişti. Yine bir tankın kulesine kurulmuş,etrafı seyrediyordu.</p>
<p>Türk birliklerinin,zırhlı araçları beklemesi,peşmergelerin savunmalarını güçlendirmelerine fırsat tanımıştı. Türk birlikleri ile peşmergelerin ilk büyük teması geniş bir orman içinde oldu. Askerler birbirlerinden ayrılmışlardı. O anda makineli tüfekler ve roket atarlar çalışmaya başladı. Askerler hemen mevzilendiler. Yalnız Tilki,tankın makineli tüfeğine sarıldı. Mermiyi namluya verdikten sonra,hedefini aramaya başladı. Türk ordusundaki tanklar ateş gücü olarak avantaj sağlıyorlardı. Ancak ormanlık alanda ilerlemeleri zor oluyordu. Yalnız Tilki’nin gözlerine beş-altı kişilik bir peşmerge grubu takıldı. Makineli tüfeğini hınçla çalıştırdı. Vurulan peşmergeler,yere yıkıldılar. Onlara yardıma gelen,bir-iki kişi de mermilerden nasibini aldı.</p>
<p>Cemil,koşarak Yalnız Tilki’nin tankının yanına geldi.</p>
<p>-İn ulan aşağı!</p>
<p>-Ne oldu komutanım?</p>
<p>-Yolun ilerisini mayınlamışlar galiba. Bir bakacağız.</p>
<p>Yalnız Tilki,tankın kulesinden indi. Deli bir kurşuna kurban gitmemek için,eğilerek ilerliyorlardı. Biraz ileride Orhan ve birkaç komando bekliyordu. İçlerinden birisi mayın tarama aleti tutuyordu.</p>
<p>Mayın taramaya başladılar. Elinde mayın tarama aleti tutan komando önden gidiyordu. Diğerleri ise onu koruyarak, devam ediyorlardı. Müthiş bir patlamayla irkildiler. Orhan yere yuvarlanmıştı. Sağ bacağı yerinde yoktu. Yalnız Tilki hemen başına koştu. Cemil de arkasından. Orhan gücünün son anlarındaydı.</p>
<p>-Komutanım. Komutanım. Ölmeyeceğim değil mi?</p>
<p>Yalnız Tilki,Cemil’in konuşmasına fırsat vermedi.</p>
<p>-Ölmeyeceksin tabii. Ayağında da fazla bir şey yok. Peşmerge mayını işte.</p>
<p>Orhan,son gücüyle cevapladı.</p>
<p>-Hadi oradan. Senin her şeyin yalan. Bu sözün mü doğru olacak?</p>
<p>Titrek dudaklarından çıkan şehadetle,Orhan toprağın üzerine serilip kaldı. O sırada bir kurşun,başlarının üzerinden sekip ağaçlardan birisine saplandı.</p>
<p>Cemil,büyük bir kinle Kanas Dragunav’ını dayadığı ağacın dibinden aldı. Tetiği çekti. Ardından bir daha. Yalnız Tilki,ayağa kalktı. Mayın tarama aracını komandonun elinden aldı. Artık eğilmiyordu. Aracın alarmı mayını hissetmiş,ötüyordu. Parmağı ile mayını işaret etti. Ve yürümesine ara vermedi. Komandolar mayının imhası ile uğraşırken, o ilerlemeye devam ediyordu. Her bulduğu mayında yerini işaret ediyor ve yürüyordu. Bitmez sandığı orman bitmişti. Karşısındaki makineli tüfek mevzilerini görünce yere yapıştı. Tahmin ettiği gibi üzerine mermiler yağmur gibi yağıyordu. Birkaç peşmerge ise mevzilerinden fırlamış,onu yakalamaya geliyordu. Yalnız Tilki,sırıttı. M-16 tüfeği namlusundan alev kustu. Peşmergeler devrildiler. Peşmergeler vurulmaya aldırmıyorlardı. Bir daha mevzilerinden çıktılar. Yalnız Tilki tetiğine bir kere dokundu. Ateş almadı. Bir daha denedi. Olmuyordu. O an başının üstüne bir AK-47 gölgesi düştü. Yalnız Tilki,esir düşmüştü…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-15.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
