Makineli tüfek sesleri gecenin karanlığını yırttı. Aynı anda bir SAT Komandosunun bağırışı.

-Kalk! Uyan uyan !

Mehmet yataktan fırladı. Direk olarak kapıya koştu. Dışarı çıktığında bir çelme ile yere yuvarlandı.

-Başının üzerinden mermiler uçuşuyor aptal! Sürüneceksin. Hadi bakalım!

Prefabriklerden çıkan gençler kendilerini yere atmış sürünüyorlardı. Komandolar havaya G-3 ile ateş açıyorlardı. Bir kaçı elinde meşalelerle gençlere yol gösteriyordu. Nihayet komandolardan birisi herkesin yerden kalkmasını söyledi. Hazır ol komutuyla gençler kendilerine çeki düzen verirken, karanlıklar içinden bir adam çıkageldi.

-Merhaba gençler. Nasılsınız? Kampımıza hoş geldiniz. İlk önce şunu söyleyeyim. Burası profesyonellerin yeri. Burada hataya yer yok! Hata yaptığın an bitersin. Anlaşıldı mı?

-Anlaşıldı efendim!

-Güzel.. Şimdi şınav pozisyonu alın bakalım.

Gençler bir çırpıda şınav pozisyonuna geçtiler. Subay güldü.

-Başla bakalım. 1! 2! …

En fazla dayanan iri yapılı bir genç olmuştu. Diğerleri yere düşmüşler, komandoların bir sürü hakaretine maruz kalmışlardı.

-Böyle olmaz gençler! Diye bağırdı subay. Ardından yürüdü gitti. Komandolar yine havaya ateş etmeye başladılar. Ve gençler sürünerek geri döndüler prefabriklerine. Herkes nefes nefeseydi. Mehmet, subayın söylediklerini bir daha tekrar etti içinden.

-Burası profesyonellerin yeri. Burada hataya yer yok. Hata yaparsan bitersin.

Bu kamp boyunca Mehmet’in hata yapmaması gerekiyordu. Bunu bir şekilde halledecekti. Kamp alanı derin bir sessizliğe bürünmüştü..