Hakan, araçtan hızla indi. Yine aynı hızda sorgu odasına indi. Adama yemek vermişlerdi. Mehmet ile bakıştılar. Mehmet:
-YemeÄŸini yesin.
Hakan kinle başını salladı.
-Peki!
Adam yemeğini bitirdikten sonra, Hakan içeri daldı.
-Ulan ÅŸerefsiz, ulan haysiyetsiz!
Tekmeyi kaldırıp, göğsüne gömdü. Ardından hırsla bağırdı.
-Ben demedim mi ulan sana? Pusuya düşersek ölürsün diye!
Adam, zorlukla nefes alıyordu. Buna rağmen:
-Ne oldu ki?
Bu soru Hakan’ı çıldırtmıştı. Adamın omuzlarından tuttu.
-Yürü ulan. Sözümü tutacağım!
Adam başına gelecekleri tahmin edebiliyordu.
-Abi. Yalvarırım. Vallahi kimseye bir şey..
-Kes ulan martaval atmayı!
Adamı araçlardan birisine bindirdiler. Mehmet, araçta adamı kelepçeledi. Şoför koltuğunda Hakan oturuyordu. Adamın evinin önüne geldiklerinde, içeriden bir silah sesi duydular. Hakan, nefretle tısladı.
-İşi bizden önce bitirdiler!
Kapıları açıp indiler. Mehmet belinden tabancasını çıkarmış, bekliyordu. Kapıdan adam çıkar çıkmaz, silahını ateşledi. Adam kanlar içinde yere yıkıldı. Hakan adamının üzerinden atlayıp içeri girdiğinde kadın yerde kanlar içinde yatıyordu. Yüzünü nefretle kaşıdı. Adamın çocuğu, komutanlıktaydı. Arabaya döndüler. Adam endişe içinde sordu.
-Karım? Karıma ne oldu?
Hakan, derin bir nefes alıp verdi.
-Öldü!
-Öldü mü? Onu görmem lazım!
-Göremezsin. Hem neyi değiştirir ki?
Adam başını eğdi. Hıçkırarak ağlamaya başladı. Mehmet:
-Herkes kendi günahını çeker. Niye bulaştın bu pisliğe?
Adam dişlerini sıkarak, başını kaldırdı.
-İzin verin. İzin verin size katılayım. Eşimin intikamını alayım.
Hakan umursamazca:
-Kendini benim yerime koy. Güvenir miydin bana?
-Yalvarırım. Yalvarırım..
Adam aracın içinde salya sümük ağlamaya başlamıştı. Hakan, polisi aradı. Durumu bildirdikten sonra arabayı çalıştırdı. Komutanlığa döndüler.
Evde ele geçirilen dokümanlarda İsrail ajanlarının iki gün sonra geçiş yapacağı yazılmıştı. Hakan, uydu görüntülerinden faydalanarak gizli bir pusu organize etti. Sınırda, tam onlar geçtikten sonra, İsraillilere saldıracaklardı. Böylelikle tehdit geçiştirilecekti. Bir gün gidip orada kaldılar ve tatbikat yaptılar.
Pusuya yattıkları dağların arasından, kinle bakıyordu tüm Akıncılar. Siyah iki Chevrolet cip normal hızda yaklaşıyordu. Akıncılar görev yerlerine geçtiler. Av, tuzağa düşmüştü!