Hakan, ellerini göğsünün üzerinde kavuşturmuş, baba ile oğlun kucaklaşmasını izliyordu. Kendisinin çocuğu yoktu. Adamı konuşturmak için yalan söylemişti. Bir müddet daha onları izledi. Ardından kapıyı açıp içeri girdi.

-Ben sözümü tuttum. Şimdi sıra sende.

Adam çocuğunu kucağından indirdi. Hakan, çocuğu kapının önünde bekleyen komandonun yanına gönderdi. Sandalyeye oturdu.

-Hadi! Ben sözümü tuttum.

-Sana söyledim tüm bildiklerimi. En önemli yer dağ evi. İletişimi oradan sağlıyorlar sanırsam.

Hakan, odayı hızlı adımlarla turladı.

-Dinle. Şimdi oraya gideceğiz. Eğer yalansa, seni orada öldürürüm. Tamam mı?

Adam başını salladı. Hakan çıkarken ilave etti.

-Ayrılık acısı çekmemen için, eşini ve çocuğunu da yanında gönderebilirim. Kendine dikkat et.

Bir kahkaha patlattı.

Hakan, sorgu odasından ayrıldıktan sonra, operasyon planlama odasına girdi. Akıncılar, ellerinde silahları ile oturuyorlardı. Hakan ellerini iki yana açarak gülümsedi.

-İnlerini öğrendik. Gidelim.

Akıncılar, hızla yerlerinden fırladılar. Komutanlığın önünde bekleyen cipleri dolduran Akıncılar, yeni bir sefere çıkıyordu.

Hakan ve Mehmet en öndeki araçtaydılar. Dağ evine yaklaştıklarında, Hakan şoföre durmasını emretti. Akıncılar, araçlarından indiler. Güvenlik açısından, yaya olarak gidilecekti. Timler hızla dağ evine yaklaşmaya başladılar. Mehmet ve ekibi arkadan yaklaşırken, Hakan da evin önüne doğru ilerliyordu. Bir grup ta onların güvenliğini almıştı. Mehmet, bomba mesafesine girince, hücum yeleğinden bir sis bombası çıkardı. Ve cama fırlattı. Bomba camı kırarak evin içine girdi. Ardından infilak etti. Hakan da kapıya yerleştirdiği patlayıcıyı patlattı. Akıncılar, kapının havaya uçmasının ardından içeri girdiler.

-Kaldır! Kaldır elleri! Elleri göreyim!

Mehmet ve ekibi kırdıkları bir pencereden içeri atladılar. Salonda oturan beş kişi, iki yandan sarılmışlardı. Ellerini kaldırdılar. Hakan, Akıncılara işaret verdi. Hemen fırladılar. Adamları yere yatırıp kelepçelediler. Ardından bacaklarından tutarak dışarı çıkardılar. Eve saldıranların arkasını koruyan ekip, araçları getirmişti. Adamların gözleri de bantlandı. Ve araçların bagajına atıldılar.

Hakan evde gezinmeye başladı. Görünüşte her şey normaldi. Ta ki, Mehmet dolaplarda bir Uzi buluncaya kadar. Mehmet koşarak komutanının yanına geldi.

-Komutanım. Bir dolaptan çıktı.

Hakan, hafif makineli tabancayı dikkatle inceledi.

-Git, teşkilattan detektör uzmanı getir. Bu evde bir nane var.

Mehmet, hızla evden çıktı. Arabalardan birisine bindi. Tam o anda, siyah iki Megane ve onu takip eden bir Vito’yu fark etti. Gelen araçlardan inen, siyah kamuflajlara bürünmüş teröristlerdi. Ellerinde hafif silahlar taşıyorlardı. Mehmet, arabadan indi.

-Åžerefsizler! Pusu! Herkes mevzilensin!

Teröristler ateş açtılar. Hakan evin içinde yumruğunu duvarlardan birine geçirdi. Dişlerinin arasından fısıldadı.

-Seni de, çocuğunu da, yedi sülaleni de gebertmez isem!