Hakan, Özel Kuvvetler Komutanlığında uzun bir koridoru adımlayarak geçti. Koridorun bitimindeki merdivenlerden aşağı indi. Kapıyı parmak izi ile açtı. Burası Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın Sorgu Bölümüydü. En sondaki odanın önünde bekleyen iki asker ile selamlaştı içeri girdi. Masanın bir ucunda oturan adam, PTT saldırısında sağ kalanlardandı. Hakan sandalyeyi altına çekti. Adama göz ucuyla bir baktı. Bıkmış ve bezgin görünüyordu.
-Dinle beni. Dedi Hakan.
Adam kafasını yavaşça kaldırdı. Hakan devam etti.
-SorduÄŸum her soruya cevap vereceksin. Ama doÄŸru bir ÅŸekilde..
-Ben cevap filan vermem.
Hakan sırıttı. Karanlıkla bembeyaz dişleri parladı.
-Verme! Seni öyle bir hale getiririm ki.. Dinle beni aptal herif. Seni ben öyle bir öttürürüm ki.
Sözlerini bitirir bitirmez oturduğu sandalyeyi adamın kafasına indirdi. Adam bağlı olduğu sandalye ile yere yuvarlandı. Hakan, dişlerini sıkarak tısladı.
-Bunlar ne ki? Seni burada işkence manyağı yapacağım. Adamı kaldırıp, göğsüne bir tekme savurdu.
-Arkadaşım. Beni uğraştırma. Bir iki isim vereceksin. Hayatını garanti altına alacağız. Bak benim evimde çocuğum var. Gidip onunla vakit geçirmek varken, seninle niye uğraşayım ulan ben?
Bu sözleri söylerken, sesini alabildiğince yumuşatmıştı. Devam etti.
-Sahiden. Senin de çocuğun var mı?
Adam güçlükle cevap verdi.
-Var.
Hakan, bir baba gibi adamı azarladı.
-Madem çocuğun var, ne diye böyle yerlerde sürünüyorsun? Senden sadece isim istiyorum. İsim ve adres.
-Söylersem, söylersem, çocuğumu görebilir miyim?
Hakan düşündü.
-Tabii görebilirsin.
-Tamam o zaman..
Adam yarım saat boyunca konuştu. Kendilerine silahları, bir tanıdığı ayarlamıştı. İş için çok para teklif etmiş, o yüzden de ona kanıp, saldırıya katılmıştı.
Hakan adamı can kulağı ile dinledi. Daha söyleyeceği bir şeyi kalmadığını anlayınca, odadan çıktı.
Adam ona ev adresi olarak Ankara’da bir yer tarif etmişti. Komutanlığın parkında olan aracına bindi. Tarif edilen yere yaklaşınca, belinden tabancasını çıkarıp namluya sürdü. Pusuya kurban gitmek istemiyordu. Tek katlı müstakil evin bahçesinde, toprakla oynayan çocuğu görünce, rahatlar gibi oldu. Araçtan aşağı indi. Çocuğa seslendi.
-Hey sen! Gel buraya!
-Ben mi amca?
Diyerek geldi çocuk. Hakan’ın içi bir daha acıdı.
-Anneni çağır bakalım.
Çocuk, annesine bağırdı. Hakan gelen kadına, her şeyi anlattı. Ardından çocuğu alıp araca bindi. Komutanlığın kapısından içeri girerken, yüzü gülüyordu.