Prag tarih kokan bir şehirdi adeta. Her yandan yükselen tarihi binalar, şehre esrarlı bir hava katıyordu.

Ekip ayrılmıştı. Herkes ayrı yürüyordu. Meraklı turist tipine girmişlerdi. Binalara gözlerini açarak bakıyorlar, her gördükleri nesnenin fotosunu alıyorlardı. Savaş telsize fısıldadı.

-Metroya iniyoruz. Beni takip edin.

-Anlaşıldı.

-Tamam.

Metroya indiler. Prag metrosu en kalabalık metrolardandı. Onlarca turistin arasında birbirlerini kaybetmemeye çabalıyorlardı. Nihayet Savaş’ın inmesi ile iki genç de metrodan indiler. Yukarı çıktıktan sonra sakin bir sokakta yürümeye başladılar. Çöple, kutularından taşmış, bazıları gelişigüzel fırlatılmıştı. Mehmet bu manzarayı görünce sırıttı. Sokakta kimse yoktu. Savaş gençlere yanaştı.

-Karşıdaki apartman. İçeri gireceğiz. Karşı koyma olursa, ilk önce yumruklarınızı kullanın. Eğer savunmada ileri giderler ise, bıçaklarınızın pasını silersiniz. Hadi. Beni takip edin.

Ekip tekli sırada ilerlemeye başladı. Apartmanın kapısından içeri sessizce süzüldüler. Savaş, elleriyle 3. katı işaret etti. Merdivenleri çıkmaya başladılar. 3.katta bir kapının önünde tertibat aldılar. Savaş gelip kapıyı çaldı. Kapı açılır açılmaz, Savaş yumrukları ile genci yere sermişti. Mehmet ve Hüseyin içeri daldılar. Bir adam belindeki Glock’una davranıyordu. Hüseyin tekmesini kaldırıp, direkt olarak göğsüne gömdü. Adam yere yıkıldı. Evin üst katından, öteki adam tabancası ile üç el ateş etti. Mermiler evin duvarına saplandı. Artık ok yaydan çıkmıştı. Mehmet, yere yığılan adamın Glock’u ile adama karşılık verdi. Delik deşik olan vücut merdivenlerden aşağı yuvarlandı.

Hemen üst kata doğru koştular. Savaş bilgisayarın çekmecelerini karıştırmaya başladı. Aradığını bulmuştu. Hemen çantasına attı. Ancak dışarıdan polis sirenleri duyuluyordu. Bir müddet düşündüler. O arada Hüseyin, bilgisayar çekmecesinin içinde bulduğu iki tabancayı Savaş’a verdi. Kendisi de vurulan adamın silahını aldı. Dışarıda birden fazla polis aracı olduğu anlaşılıyordu. Savaş, gençlere döndü.

-Hayatta kalma tatbikatı gibi olacak. Öldür ve kaç!

Merdivenlerden hızla aşağı indiler. Polisler araçlarının arkasına mevzilenmişlerdi. Savaş bir tabancasını beline yerleştirmiş, diğerini eline almıştı. Mehmet yavaşça ilerleyip kapıyı araladı. Aynı anda da polislere ateş açtı. İki polis sarsılarak yıkıldılar. Mehmet kapıyı hemen kapadı. Polisler MP5 otomatik tüfekleri ile kapıyı delik deşik etmeye başladılar. Savaş elleri ile bekleyin işareti yapıyordu. Polisler şarjörlerini yenilerken dışarı atıldılar. Ellerindeki silahları ile polislere ölüm kustular. Ardından tabancaları atıp hızla kaçmaya başladılar. Savaş:

-Ayrılalım. Tren istasyonunda buluşuruz.

Diyerek bir araya daldı. Hüseyin de diğer bir araya daldı. Mehmet de sakin adımlarla yürümeye devam etti.

Tren istasyonunda buluşup, hemen trene yerleştiler. Tren hareket ederken, hepsinin yüzünde koca bir sırıtış vardı..