Cemil,yine erkenden büroya gelmiş oturuyordu. Bir müddet sonra Yalnız Tilki yine aynı kılık kıyafeti ile geldi. Mavi yağmurluk,Özel Kuvvetler kepi… Cemil’in canı biraz sohbet etmek istiyordu. Yalnız Tilki de konuşmayı seviyordu zaten. Cemil sandalyesinde dönerek:
-Yahu, Tilki misin nesin? Gerçekten senin adın nedir? Tüm kayıtlarda Yalnız Tilki diye geçiyor.
Yalnız Tilki masasından hafifçe doğruldu.
-Benim asıl kimliğimi hiç kimse öğrenemedi. Benden başka. Bunu sen de beceremezsin.
-Peki. Benim amacım sohbet etmek. Tabii sen de istersen.
Yalnız Tilki kıkırdadı.
-Konuşmaya karşı zaafım var. İstediğin kadar konuşalım.
-Tamam. Bu kadar etkili konuşmayı nereden öğrendin?
-Bazı şeyler insanların doğuşlarından beri vardır. Kimisi bunları ortaya çıkarır,kimisi ise ortaya çıkaramadan toprağın altına girer. Ben ortaya çıkaranlardanım. Bu işi başarmak için karşınızdaki insanı iyi tanımlamanız gerekir. Mesela,birisi çok ciddi görünebilir ama anahtarlığında gülücük ifadesi bulunur. İşte bunlar insanların gerçek kimliklerini anlamamız için anahtarlardır.
Cemil,merakla dinliyordu. Bu meseleler hoşuna giderdi. Özel Kuvvetler İstihbarat’ta bunun gibi bir çok şey öğrenmişti. Şimdi onları tekrar etme zamanıydı.
-Tüm bunları anladık diyelim. Adam kendisinin özelliklerini çok iyi gizleyebiliyorsa,işinde uzmansa. O zaman ne olacak?
-Bunun için çift kişilikli olması gerekir. Bunu şöyle düşün. İki farklı dosyan var. Hepsinde de aynı konularda farklı içerikler. Her gün bunları tekrar etmek zorundasın. Bir gün tekler kalırsın. En uzman olan kişi bile, bir yerde patlak verir.
Cemil,saçlarını düzeltti. O sırada içeri bir komando daldı.
-Efendim. Efendim. Bir polis aracına saldırmışlar.
Cemil ve Yalnız Tilki koltuklarından fırladılar.
-Kim saldırmış?
-Bir evden ateş açılmış efendim. Makineli tüfek ateşi.
Yalnız Tilki belinden silahını çıkardı. Mermiyi namluya sürdü. Hızla cephaneliğe girdiler. Cemil raftan bir makineli tüfek çekti. Bu M60 adındaki Amerikan makineli tüfeğiydi. 10 kilogram ağırlığında,dakikada 550 mermi atan bir silahtı. Yalnız Tilki,bir MP5 aldı. Bürodan hızla çıktılar. İnsanlar şaşkınlıkla bakıyordu onlara. Araç dolunca şoför var gücü ile gaza bastı. Sivas caddelerini hızla geçen araç olay yerinde vardığında,Cemil durumun vahimliğini anladı. Ev,üç katlı bir villaydı. Etrafında ev yoktu. Vito,biraz daha alana yaklaşmak istedi. Kurşunlar,zırhından sekti. Cemil hızla düşündü. Ardından arkadaşlarına döndü.
-Şimdi kapıyı açıp,makineli tüfek ile ateş edeceğim. Siz de siperlenecek bir yer bulun. Hadi başlıyoruz.
Cemil,kapıyı besmele ile çekip açtı. Makineli,eve ateş kusmaya başlamıştı. Duvarlar deliniyor,kırılmamış pencereler kırılıyordu. En sona Yalnız Tilki kalmıştı. O da araçtan zıpladı. Hemen kendini yere attı. Özel Kuvvetler ekibinin gelmesi,evdekilerin işini zorlaştırmıştı. Artık pencereden dışarı sık ateş edemiyorlardı. Bunda Cemil’in makineli tüfeğinin büyük etkisi vardı. Ateşin etkisini azalttığı bir sırada Yalnız Tilki yerinden fırladı. Bahçenin etrafına çekilmiş telleri,atlayarak geçti. Şimdi binanın kapısının yanına çökmüş bir şekilde bekliyordu. Cemil,genci taktir etti. Yalnız Tilki, o an el bombasının olmadığını fark etti. Zamanı daralıyordu. MP5’inin şarjörünü tazeledi. Ardından kapının kilit kısmını boydan boya taradı. Yılan sinsiliği içinde,kapıyı açıp içeri daldı. Hedefi üst kattaki makineli tüfekli adamı susturmaktı. Merdivenlerde birisi ile karşılaştı. Elinde M-16 tutuyordu. Yalnız Tilki ona acımadı. Birkaç kurşun,adamı yere yıkmaya yetti. Odanın önüne vardığında,adamı gördü. Makineliği tüfeği,çekyatın arkasına sabitlemişti. Arkasından yavaşça yaklaştı. Ve beynini MP5 mermisi ile doldurdu.
Cemil ve adamları makineli tüfeğin susmasını fırsat bilip içeri daldılar. Silahlar aralıksız işliyordu. Ev temizlenince dışarı çıktılar. Basın, evin dışını çevirmişti. Flaşlar patlıyor,video kayıtları alınıyordu. Cemil,makineli tüfeği sırtına vurmuştu. Vitolarına bindiler ve tam gaz uzaklaştılar.
Cemil,Yalnız Tilki’ye döndü.
-Aferin Tilki. İyi iş becerdin.
-Sağ olun efendim. Ama tüm bunlar iki polisimizi geri getirmeyecek.
Necdet’in verdiği adres burasıydı. Mahmut denilen adamın evi. Mahmut,Necdet ortalıktan kaybolunca paranoyaklaşmıştı. Evin önünde duran polis aracından şüphelenmiş,adamları ile beraber ateş açmıştı.
Şimdi ise siyah bir ceset torbasının içinde gidiyordu morga. Cemil,büroya geldiğinde kahraman gibi karşılandı. Geldiğinden beri teşkilat hızlı günler yaşamaya başlamıştı. Cemil,operasyon odasında bir hedefin daha üzerini çizdi. O sırada Yalnız Tilki,televizyonu açmış,haberleri izliyordu. Odayı bomba gibi bir haber sardı.
-Kamuoyundaki gelişmeler sonucunda,Genelkurmay harekatın durduğunu belirtti.
Cemil,kendini tutamıyordu artık. Küfürler savuruyordu herkese. Yalnız Tilki ise yumruklarını sıkmıştı. Bunu hak etmiyorlardı. Burada gerektiğinde yaralanmışlar,gerektiğinde şehit vermişlerdi. Şimdi ise harekat durduruluyordu. Üstelik bunu da haber bültenlerinden veriyorlardı.
O sırada Albay içeri girdi. Cemil,konumunu düzeltmedi. Hala ağzına geleni söylemeye devam ediyordu. Albay yavaşça.
-Sakin ol Cemil. Yalnızca sakin. Bunun eğitimini aldın. Yalnızca sakin olacaksın.
Cemil,dili ile dudaklarını ıslattı. Ve konuşmaya başladı.
-Bizler,neyin savaşını verdik ki? Polislerimiz neden şehit oldular? Sırf harekat durmasın. Bu Eylemler yayılmasın diye. Ama karşılıklarını alamadılar.
Albay güldü.
-Cemil,faydalı haberler vermeye geldim. Ankara’ya gidiyorsun. Yanına ekibini de al. Bizzat genelkurmay tarafından çağrılıyorsun. Benden duyma ama özel bir görev verilecek sana.
Şimdi hazırlan. Sizin için bir Skorsky helikopter hazırlattım. Ekibini topladıktan sonra hemen yola koyul.
Cemil,albayın gitmesinin ardından adamlarına baktı.
-ArkadaÅŸlar. Herkes geliyor.
-Peki ya ben? Dedi Yalnız Tilki.
-Sen de geleceksin. Sensiz olur mu hiç?
Güldüler. Cemil,albaya tüm ekibi ile gideceğini bildirdi. Albay da kabul etti. Helikopter,kalkışa hazırdı. Hep birlikte bindiler. Koyu bir sohbet başlamıştı. Komandolardan birisi anlatmaya başladı.
-Ben, okulda okuduğum dönemlerden beri,yapılan hiçbir organizasyonu beğenmedim. Mutlaka bir şey eksik olur. Ya sunucu programı geri zekalı gibi sunar, ya da kürsüye gıcık olduğum biri çıkardı.
Gülüştüler. Yalnız Tilki elini kaldırarak söz istedi.
-Kesinlikle sana katılıyorum. Benim anlatacağım olay bundan daha farklı. Çok küçük bir çocuktum o zamanlar. Abim tiyatro için eve bir asker kıyafeti getirmişti. Gece boyunca onunla yattım. Bir de kalktım ki altımı ıslatmışım. O elbise harap olmuş. Bu gün,herkes dalga geçiyor. Hiç kimse inanmıyor. Bence bu en iyisi.
Cemil,başını sağa sola çevirdi. Ankara’da neler dönüyordu? Gidince görecekti…