Özel Kuvvetler İstihbarat Bürosunda artık yeni bir oda açılmıştı. Cemil ve ekibi orada çalışıyorlardı. Sabahın erken saatleriydi. Cemil,bilgisayarında bir dosyayı inceliyordu. O sırada içeri bir genç girdi. Başına kamuflajlı bir Özel Kuvvetler kepi takmıştı. Üzerinde mavi renkli bir yağmurluk vardı. Ayaklarına boyasız kahverengi botlar giyinmişti. Cemil,izinsiz ziyaret edilmesinden nefret ederdi. Gence sert bir şekilde baktı. Daha sakalları bile doğru dürüst çıkmamıştı. Uzun bacakları ve çelimsiz yapısıyla Cemil’i seyrediyordu. Nihayet Cemil sordu.
-Burada ne aradığını sorabilir miyim?
-Buranın sorumlusu siz misini?
-Evet benim.
-Sizinle konuşacaklarım var.
Genç kepini başından dikkatlice sıyırdı. Kırışıklıklarını düzeltip,masanın üzerine koydu.
-Bakın ben sivil unsurlardanım. Ve mitingde olan durumla ilgili bilgiler var elimde.
Sivil unsur teşkilatı,Özel Kuvvetlerin önemli kozlarından birisiydi. Normal hayatlarını sürdüren insanlardan oluşturulmuş bir birimdi. Yani bir insan hem çöpçü,hem de istihbaratçı olabiliyordu. Böylece şüpheleri üzerinde toplamadan,rahatça istediği bilgileri elde edebiliyordu.
-Evet. Nedir bu bilgiler? Dedi cemil.
Genç yağmurluğunun fermuarını açtı. Koltuk altında iki tabanca vardı. Ardından bir zarf bıraktı masanın üstüne. Zarfı açtı. Birkaç fotoğraftı bunlar. Anlatmaya başladı.
-Bakın,şu kahverengi pantolonlu adam. Geliyor, bir şeyler söylüyor. Ayrılıyor. Ve o gittikten sonra olaylar patlak veriyor.
Cemil’in gözleri parlamıştı.
-Kim bu adam? Bulabildin mi?
-Buldum buldum. Zaten ben,onu çoktan göz hapsine almıştım. Sürekli insanlarla bir şeyler konuşuyordu.
-Eee? Kim?
-Bir esnaf. Düşünceleri de böyle bir işe uygun.
-Bunu nasıl çıkarabildin?
-Çok basit. Sadece dükkanından alışveriş yaptım.
Cemil,bu genci sevmeye başlamıştı. Zeki insanları severdi. Telefondan iki çay söyledi. Sonra gence döndü.
-Peki sen kimsin? Orada ne işin vardı?
-Ben kendi halimde bir öğrenciyim. Orada olmamın sebebi ise olacak olayları doğru bir şekilde başkanlığa iletmekti.
Cemil gülümsedi. Demek, kendilerini kontrol eden birileri vardı. O sırada çaylar geldi. Sohbet yavaş yavaş koyulaşıyordu. Cemil bu genci çok ilginç bulmuştu.
-Peki,başına hem Özel Kuvvetler kepi takıyorsun. Hem de ben Özel Kuvvetlere mensup değilim diyorsun. Bu şüphe uyandırmaz mı?
-Çok güzel bir soru. Bu tamamen insan psikolojisi ile alakalı. Ben her ortamda mutlaka Özel Kuvvetlerden konuşurum. İnsanları bıktırırım. Asker gibi davranmaya çalışırım. Arada potlar kırarım. İşte tüm bunlar,kendimi vatanını seven,bu meselelere yalnızca ilgi duyan bir öğrenci olarak lanse etmemi sağlıyor.
Cemil,genci tebrik etmekten kendini alamadı. Ancak sorulacak çok sorusu vardı.
-Peki, bu çelimsiz yapınla nasıl sivil unsur olabildin?
-İnsan,istediği her şeyi yapabilecek düzeydedir. Tabii ki kullanana. Ben kol kaslarımı çalıştırmam. Beynimin çalışması bana yeter. Neyse. Şimdi bunları bırakalım. Adamımızı ne zaman alıyoruz?
Cemil şaşırdı.
-Alıyoruz mu? Sen ne zaman ekibimize dahil oldun?
Genç bir kahkaha attı.
-Bu odaya girdiğimden beri sizin ekibinizdenim işte.
Cemil şaşkınlık içerisindeydi. Bir müddet düşündü.
-Daha adını bile bilmiyorum. Ne gibi icraatlarının olduğunu bilmiyorum. Bu durumda seni nasıl ekibime dahil edebilirim?
-Eğitim kampındayken “Yalnız Tilki” diyorlardı. Sen de böyle diyebilirsin.
Cemil yüzünü kaşıdı. Böylesine zeki bir insanın ekipte olması onun işini daha kolaylaştıracaktı.
-Peki. Dedi. Ekibimize hoş geldin.
Yalnız Tilki,sırıttı.
-Hoş bulduk. Teşekkür ederim.
Cemil ile Yalnız Tilki uzun müddet beraber çalıştılar. Bu zaman zarfında Yalnız Tilki ekibin diğer üyeleriyle de tanışma imkanı yakaladı. Uzun süren tartışmalardan sonra,eylem alanını karıştıran kişinin dükkanından alınıp,sorgulanmasına karar verildi.
Oyun başlıyordu…