İran Devrim Muhafızları komutanı Muhammed Caferi Esedi, üst rütbeli subaylarını çağırmıştı. Herkesin tam olduğunu anlayınca konuşmasına başladı.

-Hepinizi Allah’ın selamı ile selamlıyorum. Selamün Aleyküm!

Subaylar,tek bir ağızdanmış gibi cevapladılar.

-Aleyküm Selam!

-Arkadaşlar,yıllardır İslam dünyasına kan kusturan İsrail’in bu gün sonu gelmiştir inşallah. Bu gece herkes İran’ın gücünü görecektir.

Subaylar tekbir getirmeye başladılar. Esedi onları eliyle susturdu. Ardından devam etti.

-Bu gün bizim için zafer günüdür. Allah’ın izni ile İsrail döktüğü kanında boğulacaktır.

Esedi,sözlerini bitirdikten sonra, kurmaylarını da alarak,özel bölüme giriş yaptı.

Burası,füzelerin atışlarının kontrol edildiği yerdi. Esedi, önündeki bilgisayar uzmanına işaret etti. Bilgisayar uzmanı besmele çekip,bir tuşa dokundu. İran, İsrail’e ilk füzelerini fırlatıyordu. İlk hedefler düşmanın savunma sistemleriydi. Dinamo Nükleer Santrali de füzelerden payını almıştı.

Şimdi sıra İran Hava Kuvvetlerindeydi. Onlarca uçak pistlerinden kalktı. Ahmed, bu pilotlardan birisiydi. F-16’sını pistten kaldırdı. Önündeki hedef koordinat sistemine baktı. Tel Aviv’i gösteriyordu…

İsrail ordusu büyük darbe almıştı.Bir çok uçak daha pistte iken kullanılamaz duruma gelmişti. Üstelik ordunun bir çoğunun paralı askerlerden oluşması,işlerini zorlaştırıyordu. Güç bela birkaç uçak kaldırabildiler.

Ahmed,kendisine doğru yaklaşan,İsrail uçaklarını görünce,bir anlık geçmişine döndü. Filistin’deki köylerini bunlarla bombalamışlardı. Annesi,babası… Tüm ailesi şehit olmuştu. Ahmed ise kaderin bir tecellisi hayatta kalmıştı. En büyük hayalini gerçekleştirmiş,pilot olmuştu. İsrail uçaklarını haklamak onun için zor olmayacaktı. İsrail uçaklarına ard arda füzeler yolladı. Füzelerden birisi hedefini bulmuştu. Uçak bir alev topuna dönüşerek,yere çakıldı. Ahmed,diğer uçağa doğru bir hamle yaptı. Avantajlı olan kendisiydi. Ardından uçağın makineli topunu çalıştırdı. Mini top mermileri,düşman uçağının kokpitini darmadağın etmişti. Uçak,hızla yere çakıldı. Ahmed’in önünde şimdi engel yoktu. İşte Tel Aviv kenti,altındaydı. İstese ailesine yaptıklarının aynısını yapma fırsatını yakalamıştı. İlk önce görevini yapmalıydı. Parlamento binasını yerle bir etti bir füze ile.

O sırada İsrail ordusu da toparlanmıştı. Uçaksavarlar kinle ateş açtılar Ahmed’in uçağına. Ahmed,vurulacağının farkındaydı. Kalan füzelerini şehre saçtı. Ve bir uçaksavar mermisi uçağını havada vurdu.

Ahmed şehit olmuştu…

İsrail ordusunu bekleyen ikinci sürpriz Filistinli direnişçilerdi. Yıllardır İsrail’in baskısı altında inleyen Filistin halkı ayaklanmaya geçmişti.

Direnişçiler ilk başta roketler fırlattılar. Yerleşim merkezlerine,kışlalara… Ardından tüm halkla birlikte saldırdılar İsrailli askerlere.

İsrail,işlediği günahların bedelini ödüyordu. Suriye’den harekete geçen Suriye tankları,İsrail’in göğsüne doğru bir hançer gibi ilerliyorlardı.İsrail ordusu ümitsiz bir inançla direnmeye çalışıyordu. Bir zaman sonra o inat da kırıldı. Şimdi Arap Ordularının önünde bir engel kalmamıştı.

İran Cumhurbaşkanı dünya televizyonlarının karşısına geçmiş şunları söylüyordu.

-İsrail,Orta Doğu’nun çıbanı gibi her ülkeye zarar veriyordu. Allah bizim elimizle onları yok etmemizi bizlere nasip etti. Ne kadar şükretsek azdır…

Orta Doğu’nun yeni düzeni oluşmaya başlıyordu…