General sandalyesinde gerindi.
-Güzel. Var mı iletmek istediğin başka bir şey?
-Hayır efendim. Teşekkür ederim. Müsaadenizle.
İlker kapıyı kapatıp çıktı.Koridorda yürürken ilerideki birkaç subayı fark etti. Evet. Cemil de gelmişti nihayet. Cemil normalde Özel Kuvvetler İstihbarat birimindeydi. Bu özel operasyon için,uzun uğraşlar vermişti. Ve operasyon ekibine katılmayı başarmıştı. İlker omzuna sertçe vurdu.
-Merhaba. Başı bozuk nişancı.
-Merhaba komutanım. Ben de sizi arıyordum.
Cemil’in “başı bozuk” lakabı keskin nişancılığından geliyordu. Cemil:
-Komutanım tarih belli mi yahu?
-Vallahi bilmiyorum. Ama yakında.
Operasyon tarihi sır gibi gizli tutuluyordu. Kamuoyundan çok az insanın operasyon yapılacağına dair bilgisi vardı. İlker ile Cemil eğitim alanına doğru ilerlediler. Eğitim alanı ufak bir köy gibi dizayn edilmişti. Eğitim yapan askerlerin hepsi Özel Kuvvetler mensubuydu ve operasyon için özel eğitim alıyorlardı. Albay İlker’i gören eğitim komutanı düdüğünü çalıp askerleri durdurdu. Çok yorulmuşlardı. Miğferlerini çıkardıklarında,saçları banyo yapmışçasına ıslaktı. O sırada eğitim subayı İlker’in yanına geldi:
-Buyurun komutanım.
-Durumlar nasıl Cengiz?
-Komutanım harika,normal yüklerinin iki katı ile rahatlıkla koşabiliyorlar. Açlığa dayanma ve susuzluğu kontrollerinde %30’luk bir artış var.
İlker derin bir nefes alıp,bıraktı.
-Tamam. Çok güzel.
Cemil konuyla ilgilenmiyordu pek. İstihbarat kökenli olduğu için,çevreyi incelemeye başladı hemen. Ancak bir kulağı,konuşulanlardaydı. İlker eğitim subayından tüm gelişim bilgilerini aldıktan sonra yeniden Cemil’e döndü:
-Yahu ben çok acıktım. Sen de acıkma var mı?
-Yemeğe hayır diyen az adam gördüm.
Güldüler. Yemekhane zemin kattaydı. Girişte metal tabldotlar dizilmişti. Onlardan birer tane alarak sıraya geçtiler. Komandolar onca eğitimden geçmelerine,yorulmalarına rağmen sıralarını komutanlarına vermek istiyorlardı. İlker ise gülümseyerek onların bu isteğini geri çevirdi.Kendisinden gurur duyuyordu. Böyle kahramanların komutanı olduğu için. Yemeklerini aldılar. Operasyona katılan askerlerin yemek menüsü farklıydı. Birkaç masanın etrafına oturmuş konuşarak sakin bir şekilde yemeklerini yiyorlardı. İlker’in göğsü bir daha kabardı. Bu insanlar,en üst seviyedeki bir eğitimden çıkmışlardı. Ve acıktıkları muhakkaktı. Ama nasıl oluyordu da böylesine sakin olabiliyorlardı? İlker sorunun cevabını yine kendisi buldu. “Onlar Özel Kuvvetler Komutanlığındalar”. Dayanamadı kalkıp komandoların masasına geçti. Karşısında iri yapılı bir komando vardı. Kıyafetinin açık düğmelerinden atletinin ıslaklığını fark etti. Yemekler bitince,komandolar banyolarını yapmaya koştular. İlker ve Cemil yemekhanede baş başa kalmışlardı. İlker oturduğu sandalyeden kalktı. Masanın etrafında bir tur attı. Cemil’in canı sıkılmıştı. İlker tek kelime etmiyordu.
-Kalkalım. Dedi.
Yemekhaneden çıktılar…