Geniş bir salondu burası. Ortadaki büyükçe masaya,bir kroki serilmişti. Salonun kapısı açıldı. En önde Cemil,arkada Orhan ve Özel Kuvvetler İstihbarat’tan birkaç tim komutanıydı. Cemil kroki üzerinden anlatmaya başladı.

-Bu kroki,İstasyon Caddesine ait. Eylem burada yapılacak. Şimdi hepinizden tam dikkat istiyorum.Keskin nişancılar Vilayet binasının çatısında,Aynalı Çarşı’nın çatısında,Kale Camii’nin minaresinde ve 4 Eylül Müzesi’nin çatısında olacaklar.

Orhan söz istedi.

-Efendim. Caddenin sonundaki giyim mağazasının üzerine de yerleştirilebilir.

-Tamam. Silah olarak üç seçenek var. MP5A6,M-16 veyahut Uzi. Keskin nişancılar Dragunav taşısın. Herhangi bir olay olduğunda,ilk işareti benden bekleyin. Ben ateş etmeden,kimse ateş etmesin. Sorunuz var mı?

Cemil gözlerini adamlarının üzerinde dolaştırdı. Ardından sert bir selam çakıp,salondan ayrıldı. Miting günü yarındı. Cemil,bir müddet boş dolaştı. Ardından bir odada rahat bir uyku çekti.

Sabahleyin tüm operasyon personeli uyanmış,hazır bir şekilde onu bekliyordu.Hep birlikte cephaneliğe gittiler. Cemil bir M-16 çekti,silah dolu raflardan. Ardından hücum yeleğinin ceplerini doldurmaya başladı. Keskin nişancılar da silahlarını aldıktan sonra Cemil bağırdı.

-Herkes hazır mı?

-Evet efendim

-Hadi şu lanet herifleri halledelim.

Cephanelikten çıktılar.

İstasyon Caddesi miting için oldukça uygundu. Şehrin ortasında olması,reklamlarını daha kolaylaştıracaktı. Saat 12:00’ı gösteriyordu. Mitingin başlama saati 15:30 olarak belirtilmişti. Miting alanına gelen polisler normal bir şekilde barikatlarını oluşturdular. Üst arama yerlerini belirlediler. Polis Özel Harekat’tan iki cip geldi. Özel Harekatçılardan bazıları araçlarını terk edip sigara içmeye başladı.İşte o anda caddenin başında iki siyah Mercedes Vito,bir de siyah Megane araç göründü. Özel Kuvvet İstihbarat elemanları,kimliklerini gösterdiler. Miting alanının başlangıcına araçlar park edildi.Cemil telsizini eline aldı.

-Keskin nişancılar. Durum raporu alayım.

Telsizden aralıklarla olumlu mesajlar geldi. Cemil Megane’ın koltuğuna kuruldu. Şimdi sıra beklemekteydi. Cemil saatine göz attı. 14:00’ı gösteriyordu. Cadde yavaş yavaş doluyordu. Herhangi bir anormallik yoktu. Gittikçe kalabalıklaşan topluluğa esefle baktı Cemil. Bunlar ne yapıyorlardı? Ya da ne yaptıklarının,neye alet olduklarının farkındalar mıydı? Bunların hepsi Sivaslı değildi. Çevre illerden otobüsler dolusu insan gelmişti. Saatine bir daha göz attı. 15:17 !

Orhan’a döndü:

-Birazdan başlayacaklar.

-Evet. Dedi Orhan. Ardından devam etti.

-Bana söyler misin? Sence herhangi bir olay çıkacak mı?

Cemil,kahkaha attı. Sesinde alay vardı.

-Bundan adım gibi eminim. İsraillilerin hepsini tanırım. Bir tatbikatta bir aradaydık. Onların olduğu yerde her şey olur.

Orhan gülümsedi.

Miting başlamıştı!

Her şey normal akışında sürüyordu. Konuşmacılar konuşuyor,sloganlar atılıyordu. Bir anda kalabalıkta bir dalgalanma oldu. Ve bir silah sesi. Cemil telsize sarıldı.

-Cami 1,Cami1 neler oluyor?

Kale Camii’nin minaresindeki keskin nişancı cevapladı.

-Kıyafet araması yapan iki polisi vurdular. 7 tane AK-47 taşıyan adam var.

Cemil bir küfür savurdu. Arabadan çıktılar. Kalabalık ne olduysa bir anda coşmuştu. Kaldırım taşları sökülmüş,polislere fırlatılıyordu. Çevik Kuvvet biriminden bir polisin başına taş isabet etmiş,ortaya yığılıp kalıvermişti. Cemil adamlarına hazırlanmalarını emretti. Polisler tabancalarını çekmiş,amirlerinin emrini bekliyorlardı. Polis amiri telsiz ile bir müddet konuştu. Ve sonunda.

-Ateş serbest! Yalnızca silah taşıyanlara ateş edin. Haydi!

Polisler tek tük atışa başladılar. Cemil telsizini eline aldı.

-Cami 1 ateş serbest. Aynalı 2 ateş serbest. Cami minaresinde ve Aynalı Çarşı’nın çatısındaki keskin nişancılar ateşe başladılar. Cemil M-16’sının namlusuna mermiyi sürdü. O sırada telsizi öttü:

-Komutanım. Ben Cami 1. Silah taşıyan adamların sayısı artıyor.

-Tamam. İndirmeye devam et. Caddeye saldıracağız!

Özel Kuvvetler İstihbarat birimi komandoları kalabalığa doğru ilerlemeye başladılar. Önlerinde polisin kurduğu seyyar bir barikat vardı. Cemil barikata bir tekme attı. Yıkılan barikatın üzerinden geçtiler. Orhan garip duygular içindeydi. Kendini güçsüz hissediyordu. Birkaç silah patladı. Arkadaşlarından biri baldırını tutarak,yere düştü. İşte o an tüm timin sinirleri boşaldı. Cemil tüfeği kaldırıp,kalabalığa çevirdi. Ardından tetiğe dokundu. Kovanlar,ayağının dibine dökülüyordu. Şarjörü bitince,yenisini taktı. Orhan kendine gelmişti. Koşarak,bir dizinin üzerine çöktü. Provokatör oradaydı işte. Elini kaldırıp,indiriyor,insanlara bir şeyler söylüyordu. Tetiğe bastı,ardından bir daha. Hedefi karnını tutarak,kıvranıyordu yerde. Cemil delirmişti sanki. Kalabalık polislerden birisini yere yatırmış,kafasını taşlarla parçalamıştı. Cemil hafif hafif yürümeye başladı. İki adımda bir duruyor,ateş ediyordu. Polisler ateşi kesmişlerdi. Özel Kuvvetlere mensup komandolar,caddeye yavaş yavaş yayılıyor,kalabalığı çember içine alıyorlardı. Herkes kaçışıyordu etrafa. Orhan konuşmacılardan birini gördü. Vurulmuştu. Kanayan yarasını tutuyordu. Birden kafası parçalandı. Ateş eden bir başka komandoydu. Konuşmacılardan bir başkası ise kaçmaya çalışıyordu. Orhan tabancası kılıfından çıkardı. Adam onun niyetini anlamıştı. Ellerini zayıfça havaya kaldırdı. Orhan iki kere ateş etti vücuduna.İki mermi de karnına saplanmıştı adamın. Ve hala yaşıyordu. Tabanca bir daha çalıştı. Adamın yüzü,artık belli değildi. Mermi,burnuna isabet ederek yüzünü dağıtmıştı. Caddede artık ses kalmamıştı. Polisler,eylemciler… Yerler ceset doluydu. Yaralılar inliyor,yardım istiyorlardı. Bu sessizliği bir ambulans sireni bozdu.Ambulans,polis barikatını geçmiş,caddenin ortasına kadar gelmişti. Cemil koşarak,elini kaldırdı. Ambulans durdu. Cemil ambulansın kapısını açtı. Şoförü aşağı çekip,yere yuvarladı. Bir yandan da karnına tekmeler savuruyordu. İki komando,ambulansın arka kapısını açmış,doktorları dışarı çıkarmışlardı. Cemil onlara döndü:
-Ne diye geldiniz? “Şerefsizlikte bizim de payımız olsun” diye mi? Doktorlardan birisi konuşmak istedi. Cemil,M-16’sının dipçiğini yüzüne savurdu. Doktor bayılıp kaldı. Cemil tüfeğini doktorlara doğrultarak bağırıyordu.

-Cevap verin. Verin ulan ! Dilinizi mi yuttunuz?

Hiç kimse sesini çıkartamıyordu. O sırada koşarak bir polis amiri geldi.

-Efendim. Basın mensupları geldiler. Alanı terk etseniz iyi olur.

Cemil başını salladı. Orhan hızla koşup, Megane’ın kapısını açtı. Diğer komandolar Vito’ya bindiler. Hızla ilerleyip,gözden kayboldular. Cemil arkasına baktı. Ambulanslar gidiyordu sürekli. Aklından zamanında ambulans gelmediği için ölen insanlar geçti. Sinirle başını salladı. Operasyonun ilk kısmı tamamlanmıştı. Sırada diğer hainler vardı…