<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SAT Komando.Com &#124; Özel Kuvvetler Grup Komutanlığı &#124; Özel Kuvvetler &#124; SAT &#38; SAS Komandoları &#187; şeref ve cesaret</title>
	<atom:link href="http://www.satkomando.com/tag/seref-ve-cesaret/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.satkomando.com</link>
	<description>Şeref ve Cesaret &#124; Ölümsüz Akıncılar &#124; Özel Kuvvetler &#124; Özel Harekat &#124; Askeri Romanlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 Jun 2010 17:41:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 14</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-14.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-14.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:19:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>
		<category><![CDATA[şeref ve cesaret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[İran Devrim Muhafızları komutanı Muhammed Caferi Esedi, üst rütbeli subaylarını çağırmıştı. Herkesin tam olduğunu anlayınca konuşmasına başladı.
-Hepinizi Allah’ın selamı ile selamlıyorum. Selamün Aleyküm!
Subaylar,tek bir ağızdanmış gibi cevapladılar.
-Aleyküm Selam!
-Arkadaşlar,yıllardır İslam dünyasına kan kusturan İsrail’in bu gün sonu gelmiştir inşallah. Bu gece herkes İran’ın gücünü görecektir.
Subaylar tekbir getirmeye başladılar. Esedi onları eliyle susturdu. Ardından devam etti.
-Bu gün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İran Devrim Muhafızları komutanı Muhammed Caferi Esedi, üst rütbeli subaylarını çağırmıştı. Herkesin tam olduğunu anlayınca konuşmasına başladı.</p>
<p>-Hepinizi Allah’ın selamı ile selamlıyorum. Selamün Aleyküm!</p>
<p>Subaylar,tek bir ağızdanmış gibi cevapladılar.</p>
<p>-Aleyküm Selam!</p>
<p>-Arkadaşlar,yıllardır İslam dünyasına kan kusturan İsrail’in bu gün sonu gelmiştir inşallah. Bu gece herkes İran’ın gücünü görecektir.</p>
<p>Subaylar tekbir getirmeye başladılar. Esedi onları eliyle susturdu. Ardından devam etti.</p>
<p>-Bu gün bizim için zafer günüdür. Allah’ın izni ile İsrail döktüğü kanında boğulacaktır.</p>
<p>Esedi,sözlerini bitirdikten sonra, kurmaylarını da alarak,özel bölüme giriş yaptı.</p>
<p>Burası,füzelerin atışlarının kontrol edildiği yerdi. Esedi, önündeki bilgisayar uzmanına işaret etti. Bilgisayar uzmanı besmele çekip,bir tuşa dokundu. İran, İsrail’e ilk füzelerini fırlatıyordu. İlk hedefler düşmanın savunma sistemleriydi. Dinamo Nükleer Santrali de füzelerden payını almıştı.</p>
<p>Şimdi sıra İran Hava Kuvvetlerindeydi. Onlarca uçak pistlerinden kalktı. Ahmed, bu pilotlardan birisiydi. F-16’sını pistten kaldırdı. Önündeki hedef koordinat sistemine baktı. Tel Aviv’i gösteriyordu…</p>
<p>İsrail ordusu büyük darbe almıştı.Bir çok uçak daha pistte iken kullanılamaz duruma gelmişti. Üstelik ordunun bir çoğunun paralı askerlerden oluşması,işlerini zorlaştırıyordu. Güç bela birkaç uçak kaldırabildiler.</p>
<p>Ahmed,kendisine doğru yaklaşan,İsrail uçaklarını görünce,bir anlık geçmişine döndü. Filistin’deki köylerini bunlarla bombalamışlardı. Annesi,babası… Tüm ailesi şehit olmuştu. Ahmed ise kaderin bir tecellisi hayatta kalmıştı. En büyük hayalini gerçekleştirmiş,pilot olmuştu. İsrail uçaklarını haklamak onun için zor olmayacaktı. İsrail uçaklarına ard arda füzeler yolladı. Füzelerden birisi hedefini bulmuştu. Uçak bir alev topuna dönüşerek,yere çakıldı. Ahmed,diğer uçağa doğru bir hamle yaptı. Avantajlı olan kendisiydi. Ardından uçağın makineli topunu çalıştırdı. Mini top mermileri,düşman uçağının kokpitini darmadağın etmişti. Uçak,hızla yere çakıldı. Ahmed’in önünde şimdi engel yoktu. İşte Tel Aviv kenti,altındaydı. İstese ailesine yaptıklarının aynısını yapma fırsatını yakalamıştı. İlk önce görevini yapmalıydı. Parlamento binasını yerle bir etti bir füze ile.</p>
<p>O sırada İsrail ordusu da toparlanmıştı. Uçaksavarlar kinle ateş açtılar Ahmed’in uçağına. Ahmed,vurulacağının farkındaydı. Kalan füzelerini şehre saçtı. Ve bir uçaksavar mermisi uçağını havada vurdu.</p>
<p>Ahmed şehit olmuştu…</p>
<p>İsrail ordusunu bekleyen ikinci sürpriz Filistinli direnişçilerdi. Yıllardır İsrail’in baskısı altında inleyen Filistin halkı ayaklanmaya geçmişti.</p>
<p>Direnişçiler ilk başta roketler fırlattılar. Yerleşim merkezlerine,kışlalara… Ardından tüm halkla birlikte saldırdılar İsrailli askerlere.</p>
<p>İsrail,işlediği günahların bedelini ödüyordu. Suriye’den harekete geçen Suriye tankları,İsrail’in göğsüne doğru bir hançer gibi ilerliyorlardı.İsrail ordusu ümitsiz bir inançla direnmeye çalışıyordu. Bir zaman sonra o inat da kırıldı. Şimdi Arap Ordularının önünde bir engel kalmamıştı.</p>
<p>İran Cumhurbaşkanı dünya televizyonlarının karşısına geçmiş şunları söylüyordu.</p>
<p>-İsrail,Orta Doğu’nun çıbanı gibi her ülkeye zarar veriyordu. Allah bizim elimizle onları yok etmemizi bizlere nasip etti. Ne kadar şükretsek azdır…</p>
<p>Orta Doğu’nun yeni düzeni oluşmaya başlıyordu…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-14.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şeref ve Cesaret Bölüm 7</title>
		<link>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-7.html</link>
		<comments>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-7.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 12:07:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şeref ve Cesaret Romanı]]></category>
		<category><![CDATA[şeref ve cesaret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.satkomando.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[Siyah renkli bir Toyota cip Sivas yoluna doğru ilerliyordu. Cemil,birkaç günde ayağa kalkmıştı. Arada bir sızlayan karnına rağmen poligona inmiş,birkaç şarjör boşaltmıştı. Yol sakin ve boştu. Cemil var gücü ile gaza yüklendi.
Gördükleri onu sinirlendirmişti. Amerika’nın şakşakçılığını üstlenen hamburger bayilerinde Türk gençleri ne yapıyordu öyle? Kızdan farkı olmayan,orasını burasını deldiren gençlerden iğreniyordu. Hatta eli bazen belindeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Siyah renkli bir Toyota cip Sivas yoluna doğru ilerliyordu. Cemil,birkaç günde ayağa kalkmıştı. Arada bir sızlayan karnına rağmen poligona inmiş,birkaç şarjör boşaltmıştı. Yol sakin ve boştu. Cemil var gücü ile gaza yüklendi.</p>
<p>Gördükleri onu sinirlendirmişti. Amerika’nın şakşakçılığını üstlenen hamburger bayilerinde Türk gençleri ne yapıyordu öyle? Kızdan farkı olmayan,orasını burasını deldiren gençlerden iğreniyordu. Hatta eli bazen belindeki kılıfa gidiyordu. Farkında olmadan. Aklında tek bir soru vardı.</p>
<p>-Bunlar ne yapabilir?</p>
<p>Tıka basa,kıtlıktan çıkmış insanlar gibi hamburger yiyip, Avrupalı yaşıtlarına özenmeye çalışan Türk gençleri. Atatürk boşuna mı söylemişti? Gençliğe Hitabe’yi. İşte tüm bunlar Cemil’in sızılarını artırıyordu. Sivas’a ait bilgileri gösteren tabelayı görünce sevindi. Sivaslıydı güya. Ancak Sivas’ta hiçbir bekleyeni yoktu. Yaşlı babası:</p>
<p>-“Allah rızası için,memlekete zarar verenlerden olma” demiş,son nefesini vermişti şehadetle birlikte. Cemil başını iki tarafa doğru hızlıca salladı. Bu sahneden nefret ederdi her zaman. Cip Sivas il merkezine yakın bir apartmanın önünde durdu. Bagajı falan yoktu yanında. Ceketini düzeltip,arabadan indi. Kapıları kilitlerken,yanında bir genç belirdi.</p>
<p>-Selamün aleyküm abi.</p>
<p>-Aleyküm selam. Buyur yiğidim?</p>
<p>-Abi buraya park paralıdır.</p>
<p>Cemil’in kafasının tası atmıştı. Burada hiç park paralı olur muydu?</p>
<p>-Ulan yürü git. Ne paralısı? Ben polis müfettişiyim. Aklını başına topla. Terbiyesizliğin lüzumu yok!</p>
<p>Gencin aldırdığı yoktu ona. Hiddetle bağırdı genç.</p>
<p>-Bende adam müfettişiyim. İyi adam zımbalarım.</p>
<p>Cemil daha fazla sabredemedi. Belindeki tabancasını bir çırpıda çıkarıp,gencin kafasına kabzasını indirdi. Ardından yürüdü,gitti…</p>
<p>Apartmanlardan birine girdi. Üçüncü katın zilini çaldı. Kapıyı üzerinde kamuflajlı atleti olan birisi açtı.</p>
<p>-Komutanım. Hoş geldiniz.</p>
<p>Cemil’in yüzü belki de ilk defa gülüyordu doğru dürüst.</p>
<p>-Müsaade var mı?</p>
<p>-Olmaz olur mu? Buyur.</p>
<p>Genç kapıyı ardına kadar açtı.Cemil ayakkabılarını çıkarıp içeri geçti. Salonda karşılıklı oturdular. Sessizliği genç bozdu.</p>
<p>-Ne oldu abi? Ben seni operasyonda biliyordum.</p>
<p>Cemil boğazını temizledi.</p>
<p>-Oradaydım. Vurulup,yaralanınca geri gönderdiler.</p>
<p>-Geçmiş olsun komutanım.</p>
<p>-Sağ ol. Valla ölüm kapımın zilini çaldı. Öbür sefere hepten kapıyı açar artık.</p>
<p>-O nasıl söz komutanım? Allah geçinden versin.</p>
<p>Cemil derin bir nefes alıp arkasına yaslandı.</p>
<p>-Orhan. Ne oğlum bu memleketin hali?</p>
<p>Orhan’ın da yüz ifadesi değişiverdi hemen.</p>
<p>-Felaket. Gençliğimizin aklı havada.</p>
<p>Cemil boşanmış bir yay gibiydi.</p>
<p>-Ne yani? Ben bu erkekten bozma kızlar için mi savaştım? Bu boktan herifler,evlerinde rahat otursunlar diye mi terörist kovaladım onca yıl?</p>
<p>Orhan gülümsedi.</p>
<p>-Sen daha ne gördün ki? Al! Adamlar,harekat bitsin diye protesto gösterilerine başladılar. İlk durak işte burası. Sivas!</p>
<p>Cemil’in yüz hatları sertleşerek belirginleşti. İyice sinirleniyordu.</p>
<p>-Buraya ha?</p>
<p>-Evet efendim. Amaçları harekatı sekteye uğratmak. Hatta durdurmak.</p>
<p>Cemil ellerini yumruk yapmış düşünüyordu. Barış,ezilen Türkmenler,şehit komandolar… En sonunda kararını verdi.</p>
<p>-Dinle Orhan. Bunların önünü burada keseceğiz. Darbeyi burada yemezler ise,ileride güç unsuru konumuna gelirler. Yani işimiz bin kat daha zorlaşır.</p>
<p>Orhan umutsuzca başını iki yana salladı.</p>
<p>-Bu imkansız. Eylem alanının kontrolü polis kuvvetlerinde. Üstelik,biz bunu yapamayız. Devlet bizi,kendi halkımıza kurşun sıkmamız için yetiştirmedi.</p>
<p>Cemil,umursamazca güldü.</p>
<p>-Bunlar mı halk? Yani biz bu insanlara saygı göstereceğiz. Peki ya şehitler,onların aileleri,katledilen bir sürü Türkmen. Bunlar bizden hesap sormaz mı? Öyle ya. Buradaki şereften yoksun insanların keyfi yerinde. Başkalarının halinden ne anlarlar?</p>
<p>Cemil hızla koltuktan kalktı. Sesinde kararlı bir ifade vardı.</p>
<p>-İlk önce <strong>Özel Kuvvetler İstihbarat</strong>a gideceğim. Ardından M.İ.T’e. Hatta emniyete bile giderim. Anlıyor musun?</p>
<p>Bir elini yumruk yapıp,avuç içine vurdu.</p>
<p>-Bu heriflerin işi burada bitecek. Geliyor musun şimdi?</p>
<p>Orhan sandalyenin üzerine bırakılmış,tişörtünü giyindi.</p>
<p>-Haydi gidelim!</p>
<p>Cemil başını salladı. Evden çıktılar. Cemil cipin kapılarını açtı. Hızla hareket ettiler. <strong>Özel Kuvvetler İstihbarat Dairesi</strong> normal bir devlet dairesi görünümündeydi. Kapıda bekleyen iki kişi Orhan’ı tanıdı. Selamlaştılar. Büro harıl harıl işliyordu. Orhan hızla daire başkanının odasına yöneldi. Kapıyı tıklattı.</p>
<p>-Gir!</p>
<p>Cemil ile beraber içeri girdiler.</p>
<p>İstihbarat Daire başkanı babacan bir albaydı. Onları görünce gülümsedi.</p>
<p>-Hoş geldin Cemil. Gaziliğin kaçıncı kere hayırlı oluyor?</p>
<p>Cemil,sırıttı.</p>
<p>-Bilmem? Bayağı olmuştur.</p>
<p>-Neyse. Buraya gazi olduğunu söylemeye gelmedin herhalde.</p>
<p>Orhan oturduğu koltuktan doğruldu.<em></em></p>
<p>-Bir problem var efendim. Şu Barış Davetçileri.</p>
<p>Albayın yüzü büyük bir kinle buruştu. Elini havada salladı.</p>
<p>-Bu gün ilgili rapor geldi. Alın. Bir de siz bakın.</p>
<p>Yazıcının kağıt haznesinden bir kağıt uzattı.Cemil’in gözleri kalın yazılmış birkaç cümle takıldı.”<em>Bu heyete İsrail’den gelen bir ekip de dahil olacağından dikkatli olunmalıdır</em>”</p>
<p>Cemil kağıdı masanın üzerine bıraktı.Arkasına yaslandı.</p>
<p>-Albayım ne yapacağız?</p>
<p>-Bir orada etkin olamayız. Bu işi TEM ve Çevik Kuvvet ile görüşün. Gerçi haberleri vardır ama kontrolü bize bırakmazlar.</p>
<p>-Efendim,bu pis ağaca baltayı Sivas’ta vurmamız lazım. Henüz bir fidan iken. Büyürse vuracağımız balta darbesi sayısı artar. Bu da baltamızın keskinliğini etkiler.</p>
<p>Albay,kıkırdadı. Cemil’in bu benzetmeli örneklerine bayılıyordu.</p>
<p>-Sizin için ne yapabilirim? Bana onu söyleyin.</p>
<p>Cemil yüzünü kaşıdı. Ardından sakince cevapladı.</p>
<p>-Yalnızca bir görevlendirme belgesi. Olağanüstü bir hal durumunda.</p>
<p>Albay sinirlenmeye başlıyordu. Dili ile dudaklarını ıslattı.</p>
<p>-Dinleyin beyler. Hiçbir şeyi garanti altına alamazsınız. Eğer orada…</p>
<p>Cemil albayın sözünü kesti.</p>
<p>-Efendim. Kağıdı verin yeter. İçimdeki ses hiçbir zaman yanılmaz.</p>
<p>Albay önündeki hazır belgelerden birisini çekip,doldurdu.Altına imzasını attı. Kağıdı Cemil’e uzattı.</p>
<p>-Teşekkür ederim. Dedi Cemil.</p>
<p>Yüzünde meş’um bir gülümseme dolanıyordu. Odadan çıktılar. Cemil,Orhan’a döndü:</p>
<p>-Hadi şu ekip arkadaşlarımızı tanıyalım.</p>
<p>Gülerek uzaklaştılar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.satkomando.com/seref-ve-cesaret-romani/seref-ve-cesaret-bolum-7.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
